Aşk ve Gurur - Jane Austen

/ Sunday, November 5, 2017 /
Aşk ve Gurur, Jane Austen'ın en çok okunan ve gördüğüm kadarıyla en çok sevilen kitabı. Austen en çok sevdiği kitabının Emma olduğunu belirtmiş olsa da genel olarak okur kitlesi ona pek katılmıyor gibi görünüyor. Ben de daha önce sadece Emma ve Northanger Manastırı'nı okuduğumdan henüz favori kitabına karar verememiş olsam da Aşk ve Gurur ve Emma'yı aynı derece sevdim diyebilirim. Belki Aşk ve Gurur'a biraz daha gülmüşümdür.


Aşk ve Gurur, gururlu, soysuz ve fakir Elizabeth Bennet ve önyargılı, soylu ve zengin Fitzwilliam Darcy karakterleri aracılığı ile hem bir aile üzerinden toplumu hem de birden fazla aşk hikayesini anlatıyor. Şu cümleyi yazarken, yazdıklarıma gülerken buldum kendimi ama roman tam da bunları işliyor. Darcy önyargılarından dolayı kendi statüsünde olmayan bir insanla evlenemeyeceğini düşünüyor ve bu düşüncesini arkadaşlarına da empoze etmekten sakınmıyor. Elizabeth Bennet ise güzeller güzeli ablası Jane ve diğer renkli karakterdeki kız kardeşleriyle sade bir yaşam sürüyor. Darcy'nin iyi huylu ve pek sevimli arkadaşı Bay Bingley Bennet ailesinin yaşadığı yerde bir malikane kiralıyor ve hikaye de böyle başlıyor. Bennet ailesi okuması eğlenceli bir aile olmakla beraber anne Bennet, Austen'ın da defalarca belirtmekten çekinmediği gibi kuş beyinli bir kadın ve okuru da çileden çıkarıyor elbette. Ancak evin reisi baba Bennet hayli komik ve sempatik bir karakter. Galiba bu romanda en çok Bay Bennet'ı sevdim. Bay Darcy ise ne yazık ki Emma'daki Bay Knightley'nin eline bile su dökemez kanımca. Bilmem siz ne dersiniz? Keyifle okuyun ve ardından hem mini seriyi hem de filmi seyredin derim.


Tanıtım yazısı:

Aşk ve Gurur, taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.

Sıradan insanların günlük yaşamlarını işleyerek romana ilk kez belirgin bir modern nitelik kazandıran Austen'ın en sevilen romanlarından biri olan Aşk ve gurur'u, Nihal Yeğinobalı'nın yetkin Türkçesiyle sunuyoruz.

Buradan satın alın: Aşk ve Gurur - Jane Austen

Bu kitapla ne içilir: Böylesi İngiliz bir kitaba elbette çay yakışır. Ben kaç kupa içtiğimi hesaplayamıyorum bile.
Bu kitapla ne dinlenir: Ben müzik dinlemekten özellikle kaçındıysam da kuşların seslerine hiç hayır diyemedim. Şöyle bir şen sesler grubu sizin de hoşunuza gidecektir eminim: British Countryside In the Summertime

Kör Nişancı - Kurt Vonnegut

/ Sunday, October 29, 2017 /
Burada daha önce Kurt Vonnegut’un Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater ve Mavi Sakal isimli kitaplarına yer vermiştik. Kara mizahın dibine vuran ve yıllar önce yazılmasına rağmen eleştirileri bu halen ne yazık ki geçerli olan bu kitaplardan aşağı kalır yanı yoktu Kör Nişancı’nın da. Ama bu hikâye konusu itibariyle diğerlerinden daha trajik bir hikâye…


Anlatıcımız olan Rudy Waltz, babasının üst kattaki, silahlarının bulunduğu odada takılarak büyüyor. Bir gün orada silahlardan birini kurcalarken yanlışlıkla ateş ediyor ve bir kaç apartman ötede evini süpüren, hamile bir kadını vuruyor. Kara mizah ustası Vonnegut, tabii ki bunu tam Anneler Günü’ne denk getiriyor…

Vonnegut, Kör Nişancı’ya diğer kitaplarında olduğundan daha fazla kişisel bir şeyler katmış diye hissettim. Kendisi birini vurmamış tabii ki ancak silahların etrafında büyümüş o zaman çocuk olan pek çok Amerikalı gibi. ABD’deki Büyük Bunalım döneminde Vonnegut’un babasının geçirdiği ruhsal çöküş, Rudy’nin babasına birebir yansımış.

Kör Nişancı, bugün daha fazla şey bilmelerine, daha fazla deneyim ve teknolojiye sahip olmalarına rağmen insanoğlunun zerre kadar değişmediğini ortaya koyan bir kitap. İki dünya savaşını ve daha fazlasını atlatmış, tarih derslerinde neler olduğunu zorla öğrenen bir canlı türüyüz ama hala hırsımızdan, güç için (ki Kör Nişancı söz konusu olduğunda silah = güç) ruhumuzu satmaktan vazgeçmiyoruz. Yoga da meditasyon da yapsak, sürekli böyle insanlarla burun buruna gelmek durumunda kaldığımız için biz de kirleniyoruz.

Bazen cidden “batsın bu dünya” hissi kaçınılmaz oluyor…


Tanıtım Yazısı: 

"Savulun, hayat geliyor!"

Kör Nişancı, masumiyetin yok edilişine tüyler ürpertici, trajikomik bir bakış. Şampiyonların Kahvaltısı'ndan aşina olduğumuz Midland City'de yaşanan bir dizi felaketin ortasında -çifte cinayet, şömine raflarında ölümcül oranda radyasyon, kayıp bir kelle, nötron bombasıyla yok edilen bir şehir- Rudy Waltz, namı diğer Kör Nişancı, okuru budalaca bir mutluluk arayışına çıkarıyor.

Ömrü boyunca bir çocukluk hatasının kefaretini ödemeye çalışan Rudy'ninki, Kurt Vonnegut'a özgü bir suç ve ceza hikâyesi.

Kör Nişancı, Handan Balkara'nın yetkin çevirisiyle ilk defa Türkçede.

Kara mizahı, hicivli dili ve eşsiz hayal gücüyle 20. yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Vonnegut, Time'ın deyimiyle, "George Orwell, Dr. Caligari ve Flash Gordon'ı tek vücutta birleştiren bir yazar... ahlaklı bir soytarı, deli bir biliminsanı."
(Tanıtım Bülteninden)

Buradan satın alın; Kör Nişancı - Kurt Vonnegut

Bu kitapla ne içilir: Sahlep
Bu kitapla ne dinlenir: Queen - Bohemian Rhapsody

Utanç - J. M. Coetzee

/ Sunday, October 22, 2017 /
Utanç J. M. Coetzee'nin Taşra Hayatından Manzaralar ve Yavaş Adam'dan sonra okuduğum üçüncü kitabı oldu. Her kitabından sonra Coetzee'ye daha çok vuruluyorum ancak bu kitap beni en derinden yaralayan kitabı oldu. Hatta son zamanlarda okuduğum en sarsıcı romandı diyebilirim. Hiçbir şekilde kolay bir okuma olmayan bu roman, okurları kitap bittikten sonra da rahatsız etmeye devam edecek.


Utanç, bir öğrencisiyle ilişkisini takiben akademik hayattan çıkarılan bir profesörün, David'in hayatını anlatıyor. Elbette David'in hayatı ile birlikte, Güney Afrika'yı, kadınları, caniliği, vahşeti ve o karmakarışık insan doğasını irdeliyor yazar. Üniversitedeki işinden olduktan sonra kızı Lucy'nin çiftliğine gidiyor David. Burada bir süre kalmayı planlarken korkunç bir saldırıya uğruyorlar. Bundan sonra da hem David'in hem de Lucy'nin hayatı tamamen değişiyor. Coetzee her zaman çok çarpıcı karakterler yaratsa da bu kitabında yarattığı Lucy, beni özellikle etkiliyor. Ömrümce okuduğum en rahatsız edici ama bir yandan da en gerçek karakter olabilir bu. Mutlaka okuyun derim, çok etkileneceksiniz. Keyifle!


Tanıtım yazısı:

J.M. Coetzee, okuruna yumuşak bir roman sunmuyor, sert bir öy­kü anlatıyor. İnanılmaz güzellikte ama kasvetli bir öy­kü. Utanç, bir kız öğrencisiyle ilişkiye giren Profesör David Lurie’nin düşüşünü anlatıyor. Okul yönetimince savunması istenen David, kendisini savunmadan, suçlamaları okumayı bile reddederek hakkındaki iddia­ların yer aldığı belgeleri imzalar. Sadece okulu değil, o kenti de terk ederek kızı Lucy’nin çiftliğine sığınır. Çiftlikteki yaşama koşullarına ve ırk ayrımının yeni boyutlar aldığı bir topluma uyum sağlama yolunda inançsızca sürdürdüğü çabaları, bir gün kızıyla birlikte uğradığı vahşi bir saldırıyla kesintiye uğrar.
 
Romanda Lurie’nin kişisel öyküsü ile Güney Afrika’nın öyküsü iç içe geçiyor; beyazıyla siyahıyla bütün Afrikalıların bildikleri kuralların tümü tersine dönüyor, çarpıtılıyor. Utanç, aslında insan olmanın ne anlama geldiğini arayan bir roman. J.M. Coetzee, insanın içine işleyen gerçekleri yalın ama vurucu bir üslupla dile getirirken yaşayan en iyi romancılardan biri olarak anılmayı hak ediyor.
 
Buradan satın alın: Utanç - J. M. Coetzee

Bu kitapla ne içilir: Sizi en çok ne rahatlatıyorsa onu için derim, ihtiyacınız olacak. Ben bol limonlu çay tükettim.
 
Bu kitapla ne dinlenir: Sinirleri yatıştıracak bir liste: Calm Vibes

Salman Rushdie - Floransa Büyücüsü

/ Sunday, October 15, 2017 /
Salman Rushdie ile tanışmamız yine can’la bir sene sayesinde, Geceyarısı Çocukları ile olmuştu. O zaman da epey büyülenmiştim ve Floransa Büyücüsü ile o zaman hissettiklerim pekişti adeta. Çeviri de masal gibi akınca uykudan önce okursanız, film versiyonunu da görebilirsiniz!

Floransa Büyücüsü, Akbar’ın krallığını ziyaret ederek sürgün edilen Hintli bir prenses ve Floransa’dan bir İtalyan’ın çocuğu olduğunu iddia ediyor. Rushdie’nin “araştırması en uzun süren kitabım” diye tanımladığı Floransa Büyücüsü’nün hikâyesi farklı karakterlerin bakış açıları arasında gidip gelirken, Rönesans Dönemi Floransa’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar pek çok tarihi arka plan da barındırıyor. “Büyülü Gerçekçilik” söz konusu olduğunda bugüne kadar en sevdiğim Gabriel Garcia Marquez’i tek geçerdim. O benim için hala tek ve tek kalacak ancak mesela biri gelip de “Marquez’i okudum biraz ama büyülü gerçekçilik isterim” derse hiç tereddüt etmeden Salman Rushdie’yi önerebilirim artık.


Floransa Büyücüsü, karakter anlamında da kalabalık bir kitap ve adeta Yüzyıllık Yalnızlık misali bazen isimler, vs. birbirine karışabiliyor; kim kimin nesiydi hatırlamak zor olabiliyor. Ancak dediğim gibi, kitabın masalsı diline kendinizi bıraktınız mı buna da kafayı takmıyorsunuz.

Diğer yandan, konu itibariyle de kaldırması zor şeyler var; bu ayrı. Ve bunlar ne yazık ki yalnızca Hindistan’a özgü olmayan, daha global konular. Mesela, seviyesi fark etmeksizin, kraliçe veya prenses bile olsalar sadece erkeklerin yanında görünür haldeler; kendi başlarına değil. Bunu Rushdie’nin böyle olmasını onayladığı için yaptığını değil, aslında ne kadar absürd bir durum olduğunu göstermek için yaptığını düşünüyorum açıkçası. Yazar, kendisi kötü davranmıyor bu kadınlara; göz göre göre kötü sonlar yazmıyor onlara. Ancak sadece dileyerek insanları kuklaya çevirebilen Floransa Büyücüsü’nün bile hayat amacı erkekleri mutlu etmek. Akbar bile büyücüyü “kral gibi kadın” diye tanımlıyor ancak içinde bulunduğu günün ve şartların da etkisiyle bu kadın varlığını kendini en çok para verene satarak devam ettiriyor. Ve bu da Akbar’ın izin verdiği sınırlar içinde gerçekleşebiliyor.

Gerçeği ve büyüyü bir araya getiren yazarları seviyorum. Umarım siz de seversiniz.


Tanıtım Yazısı: 

Salman Rushdie'nin 'Bu kitabı yazmak için yıllarca okuyup araştırma yapmam gerekti, ' dediği roman, türlü türlü anlatıcılar, gezginler, serüvenciler tarafından aktarılan, Babur İmpa-ratorluğu ve Osmanlılar, Moğollar ve Rönesans Floransa'sının tarihine ve kültürlerine göndermeler yapan, bölgenin tarihini masallarla kaynaştıran büyüleyici bir yapıt.

Kitaptaki cinsellik ve erotizmin odağı olan güzeller güzeli Floransa Büyücüsü, aslında erkekler dünyasında kendi yazgısına kendisi egemen olmak isteyen bir kadın. Ama kendi kaderine hükmederken, hükümdarların yazgısını bile değiştiriyor ve en parlak dönemlerini yaşayan Mugal payitahtı ile Floransa'nın toplumsal yaşamlarında bir dönüm noktası oluyor.

Floransa Büyücüsü, kader, güzellik, savaşlar, tılsımlar ve sadakatle örülmüş bir yolda Rönesans İtalya'sının saraylarından Hindistan'ın uzak kıyılarına bir solukta uzanacağınız bir başyapıt.

Buradan satın alın; Salman Rushdie - Floransa Büyücüsü

Bu kitapla ne içilir: Büyü denince akla gelen ilk şey: butter beer! (tarifi burada)
Bu kitapla ne dinlenir: Patti Smith - Fireflies

Tango'dan Taliban'a - Aydın Engin

/ Sunday, October 8, 2017 /
Tango'dan Taliban'a Aydın Engin'in Ben Frankfurt'ta Şoförken adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Tahmin edebileceğiniz gibi bu kitabından sonra Aydın Engin'i kat kat daha çok sevdim. Arjantin'de başlayıp Afganistan'da sonlanan bu gezi yazıları kitabında Aydın Engin, yaşadıklarını çok hoş bir dille anlatıyor, okura da elbette keyfini sürmek ve bu keyifle birlikte birçok şey öğrenmek düşüyor.


Tango'dan Taliban'a Aydın Engin'in hoş anlatımından dolayı pek keyifli olsa da, yazdıkları ne yazık ki insanda hüzün de yaratıyor. Gezdiği ülkelerde yaşadıklarını ve ülkelerin hallerini okudukça dipsiz bir umutsuzluğa düşmedim desem yalandır. İnsanoğlu ne kötü! Ah ama yine de işte, iyi ki edebiyat var! Mutlaka okuyun derim. Her şeye rağmen, keyifle!


Tanıtım yazısı:

Bu bir gezi yazıları kitabı. Bir gazetecinin Arjantin'den Bağdat çöllerine, Kudüs'ten Balkanlar'a, Batı Avrupa'nın ırmak boylarından Sava ile Tuna'nın buluştuğu topraklara, Baltık kıyılarından Afganistan'a uzanan gezilerinin kitabı. Savaş muhabirliği gitgide bir gazetecilik dalına dönüştü. Ben bir savaş muhabiri değilim. Gezilerin hiçbirine savaşı gözlemek, izlemek üzere gitmedim. Ama çoğunda savaş geldi beni buldu... Kitabı oluşturan yazıların tümü de 'dönünce' değil, 'yerinde' yazıldı. Bu kitap biraz da bu yazı serüvenlerini okurla bölüşmek istediğinden doğdu." Böyle diyor Aydın Engin, geniş bir zaman diliminde günümüzün içten içe kanayan ülkelerinde yaptığı serüven dolu deneyimlerini anlatırken.

Toplumu ve bireyi ilgilendiren her konuda yazdığı köşe yazılarında kendine özgü ironik üslubu, mizah yüklü gözlemleriyle söyleyemediklerimizi söyleyen, anlatamadıklarımızı anlatan ve her seferinde 'taşı gediğine koyan' iyi bir gazeteciden tadına doyulma ve son derece ilginç bir gözlemler, izlenimler kitabı, Tango'dan Taliban'a.

Buradan satın alın;  Tango'dan Taliban'a Gezi Yazıları - Aydın Engin

Bu kitapla ne içilir: Şarap ile başlayıp votka ve erik rakısı ile devam etseniz olur sanırım. Kitaptaki içkilere eşlik etmek, kitabı daha zevkli kılabilir.

Bu kitapla ne dinlenir: Engin'in gezdiği ülkelerden küçük bir seçme yaratın kendinize derim. Neyse ki tango ile başlıyor!

On Dokuz Numaralı Oda - Doris Lessing

/ Sunday, October 1, 2017 /
On Dokuz Numaralı Oda ile ilk kez Doris Lessing okumuş oldum. Hani sürekli karşınıza çıkar, “okumam lazım” dersiniz ama bir türlü fırsat olmaz ya? İşte o yazarlardan biri benim için Doris Lessing. Öykücü bir okur olarak da içinde On Dokuz Numaralı Oda da dahil olmak üzere Doris Lessing’in 20 öyküsünün yer aldığı bu kitapla başlamam iyi oldu aslında…


Peki, ne var bu hikâyelerde?


  • Kırklı yaşlarında kendinden çok daha genç bir yakışıklıya aşık olan bir kadın
  • Cinselliğin güç oyunlarıyla, tek adamlıkla, egemenlikle ilgisi
  • Ölüme aşık bir kadın, her kadının içinde olan ama ulu orta söylenemeyen, konuşulamayan şeyler
  • II. Dünya Savaşı Avrupasının karanlık tarafı
  • Birçok kadının erkeklere karşı duyguları hakkındaki gerçeği anlatan “Adam”


Bana biraz Virginia Woolf’u, biraz da Alice Munro’yu hatırlattı Doris Lessing. Bu üç kadın da kendi deneyimlerini ve gözlemlerini kullanarak kadınlara ses vermeye çalışan yazarlar bana göre. Ne dersiniz?

Birbirinden farklı ama bir yandan da benzer bu öyküler hakkında uzun uzun yazmayacağım; kimin hangisine tutulacağı belli olmaz. Sürprizler, heyecan, üzüntü, aşk gibi pek çok duygunun bir arada bulunduğu bu öyküleri acele etmeden, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim.


Tanıtım Yazısı: 

"Doris Lessing için kişisel yaşamlar, kişisel günahlar, kişisel mutluluklar tarihin birer parçasıdır; o yüzden de Lessing kısa öykülerinde bile yaşadığı dönemin tarihini yazar ve o dönemin vicdanını yansıtır."
-Lorna Sage, Observer-

Eleştirmen Sage'in belirttiği gibi kişisel deneyimlerden evrensel genellemeye açılan Doris Lessing, feministlerin kendisinden beklediği anlamda feminist olmadığını ısrarla vurgulasa da, yine de bütün yapıtlarında şaşırtıcı bir analiz gücüyle kadınları ve onların sorunlarını ön plana çıkardı. İsveç Akademisi de, Lessing'e Nobel Edebiyat Ödülü'nü verirken karar gerekçesinde onun bu özelliğini şu sözlerle vurguladı: "Kuşkuculukla, hararetle ve hayal gücüyle kadın deneyimlerinin destanını yazan yazar."

Usta yazarın bu kitabında herkesin hem kendini bulacağı hem başka ülkelerin insanlarıyla ortak duyguları paylaşacağı öyküler yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Buradan satın alın; On Dokuz Numaralı Oda - Doris Lessing

Bu kitapla ne içilir: Yasemin çayı
Bu kitapla ne dinlenir: Funny Girl'den "You Are Woman, I Am Man"

Lütfen Sessiz Olur Musun, Lütfen? - Raymond Carver

/ Sunday, September 24, 2017 /
Lütfen Sessiz Olur Musun, Lütfen?, Raymond Carver'ın Katedral ve Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz adlı kitaplarından sonra okuduğum üçüncü kitabı oldu ve belirtmem gerekir ki her kitabından sonra Carver'ı daha çok okumak istiyorum. Bu sene Can'la Bir Sene kapsamında Fil adlı kitabını da okuyacağım ve şimdiden heyecanlıyım diyebilirim. Raymond Carver, bambaşka bir yazar. Yazdıkları sayesinde öyküleri yeniden sever oldum.


Lütfen Sessiz Olur Musun, Lütfen?, Carver'ın diğer öykü kitaplarından çok farklı değil aslında. Her öykünün sonunda sallantıda kalmanın keyfini sürüp, sonrasında olacakları düşünürken buldum kendimi. Hikayelerin isimleri bile aslında okuyacaklarınıza dair birçok şey anlatıyor. Uzunlu kısalı öyküleri teker teker okurken hepsinin ayrı ayrı beni nasıl etkilediğini de görmek ayrı bir deneyim oldu doğrusu. Carver'ın türlü karakterleri, bunların olabildiğince gerçek oluşları ve haklarında hiçbir şey bilmememe rağmen, 'an'larını sanki onlarla birlikteymişçesine yaşamak da Carver'ın başarısının bir parçası. Ben özellikle kitaba adını veren son öyküyü çok sevdim. Baktığınızda sevilecek hatta hoşlanılacak bile bir durum yok öyküde ancak kısacık hikayenin koca bir ömrü anlatabilme olasılığı ve tüm olanlara rağmen bu hayatın öyle ya da böyle devam etmesi beni biraz fazla etkiledi sanırım. Bir de Ayça Sabuncuoğlu'nun çevirisinin enfes olduğunu belirtmem gerek. Keyifle!


Tanıtım yazısı:

XX. yüzyılın ikinci yarısında en önemli Amerikan yazarlardan biri olarak tanınan ve 1980'lerde kısa öykünün yeniden canlanmasında büyük katkısı olan Raymond Carver'ın ünü, ölümünden sonra daha da yaygınlaştı.
Carver sıradan insanların yüreklerinde mizah ve elem duygularının nasıl bir arada var olabileceğini gösterdi. Öykülerinin köşeye sıkışmış, kendini ifadeden aciz, yılgın kahramanları akıntıya kürek çekerek günü yaşayabilmek, gelecek kaygısından ve onları yok etme tehlikesini taşıyan geçmişteki hatalarından uzaklaşabilmek için savaşır. Ne var ki, bu savaş, her zaman kaybedilmeye mahkûmdur. Ancak, Carver bu karmaşık yaşamları dile getirirken bir beyin cerrahının titizliğiyle ayrıntıları işler ve kahramanlarının kırılgan yüreklerini dokunaklılığa kaçmadan bize açar.

Buradan satın alın; Lütfen Sessiz Olur Musun, Lütfen? - Raymond Carver

Bu kitapla ne içilir: Kızılcık suyu. Buzlu.
Bu kitapla ne dinlenir: Johnny Cash

Labels

1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1) 2001 nobel edebiyat ödülü (1) 2010 nobel edebiyat ödülü (1) 30 Şubat (1) A. S. Byatt (2) Acı Çikolata (1) adem uludağ (1) Ağustosta Tatil (1) alan pauls (1) albert camus (2) Alessandro Baricco (3) Alessandro Barico (1) alev püskürtenler (1) alexander pechmann (1) Alexandre Jardin (1) alice munro (2) Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater (1) Alman edebiyatı (1) Alphonse Daudet (1) Altın Defter (1) Altın Ejder Krallığı (1) amelie nothomb (1) Amerikana (1) Andre Gide (1) anlatı (3) ann hood (1) Antonio Tabucchi (2) Arkadaşlık (1) arthur conan doyle (1) Arundhati Roy (1) aşk (2) Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz (1) Aşk Romanları Okuyan İhtiyar (1) Aşk ve Gurur (1) aşk ve ölüm üzerine (1) Aşktan ve Gölgeden (1) Atiq Rahimi (1) Ay ve Şenlik Ateşleri (1) aydın emeç (1) Aydın Engin (3) Ayfer Tunç (2) Ayrı Yol (1) bahçede felsefe (1) Baskervillelerin Köpeği (1) Baykuşun Günü (1) bazı kadınlar (1) behçet necatigil (1) Ben Frankfurt’ta Şoförken (1) bernd brunner (1) Bernice Rubens (1) beş peri hikayesi (1) beyazlı kadın (1) Bin Dokuz Yüz (1) Bir Aile Romanının Sonu (1) Bir Burjuvanın İtirafları (1) Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (1) Bir Gençlik (1) Bir Gülme Salgınının Romanı (1) Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu (1) bir intihar efsanesi (1) bir kaçırılma öyküsü (1) bir plak güzellemesi (1) Bir Rengin Tarihi (1) biraz dolaşacağım (1) birsel uzma (1) Biyografi (3) boris vian (1) Bruno Nardini (2) Bülbülün Gözündeki Cin (1) burma günleri (1) büyücü (1) Büyülü Dağ (2) büyülü gerçekçilik (1) Çağdaş Kürt Edebiyatı Öykü Seçkisi (1) Can çocuk (6) can deneme (3) can düşünce (1) can gotikromantik (4) can inceleme (1) can öykü (3) can öz (1) can roman (25) Can Roman Dizisi (7) can şiir (1) can yayınları (73) can yayınları gerilim (3) can yayınları öykü şenliği (7) Canım Sevgilim Inés (1) çarin laneti (1) carlos fuentes (2) Carmilla (1) carol dyhouse (1) Cemo (1) cesar aira (1) Cesare Pavese (4) charles dickens (1) Chimamanda Ngozi Adichie (1) christine orban (1) Cicim (1) çiğdem öztürk (1) Çin (1) cinayet oyunu (1) Çılgın Kalabalıktan Uzak (1) Çılgın Nar Ağacı (1) claire kendal (1) Claudine Monteil (1) çocuk kitabı (1) Çöl (1) Colette (1) D. H. Lawrence (1) damon young (1) Daniel Galera (1) Daniel Kehlmann (1) david vann (3) Değirmenimden Mektuplar (1) Delilikten Kurtar Bizi (1) deneme (3) deniz canefe (1) deniz kavukçuoğlu (1) Denizi Yitiren Denizci (1) dh lawrence (1) Dino Buzzati (1) Doris Lessing (3) Dörtlü (1) Dostoyevski (1) dr watson (1) Dünya Edebiyatı (2) dünya klasikleri dizisi (5) Dünyanın Ölçümü (1) dünyanın sonundaki ev (1) Düşünce (1) duygu akın (1) Duygusal Bir Yolculuk (1) Emma (1) ercan y yılmaz (1) esra birkan (1) eva luna anlatıyor (1) Evlilik (1) Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız (1) eylülün gölgesinde bir yazdı (1) f scott fitzgerald (1) F. Scott Fitzgerald (1) Fanfan (1) feminizm (1) ferit edgü (1) Fernando Pessoa (2) Fil (1) Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş (1) filozofların karnı (1) Floransa Büyücüsü (1) flores geceleri (1) Flört (1) Fransız Edebiyatı (1) friedrich balkonunda (1) gabriel garcia marquez (10) Gaetan Soucy (1) gece inerken (1) Geceyarısı Çocukları (1) Geniş Geniş Bir Deniz (1) George Eliot (1) george orwell (2) gerçek hesap bu (1) gezi yazısı (1) Girit (1) Gizli Başyapıt (1) Gökkuşağı (1) gösteriş (1) Gözyaşlarımı Sileceğim Gün (1) grazia deledda (1) Guillermo Cabrera Infante (1) gülünesi aşklar (1) gümüş karası deniz (1) Gündüz Güzeli (1) güneş tutulması (1) Günlük Yaşamdan Sanata (1) gustave flaubert (1) güvercin (1) handan balkara (1) hanım ananın cenaze töreni (1) havana (1) hayalet şehir (1) Hayatın O Güzel Şarkısı (1) Hayvan Çiftliği (1) Heinrich Böll (1) Heinrich von Kleist (1) henry james (1) Hermann Hesse (1) Hiroşima Sevgilim (1) hınzır kız (1) Homo Faber (1) Honore de Balzac (1) Horace Walpole (1) Huzursuzluğun Kitabı (1) İçimizdeki Şeytan (1) inceleme (1) inci kut (1) inci yankı (1) İnsancıklar (1) İpek (1) İrfan Yalçın (1) İri Memeler ve Geniş Kalçalar (1) isabel allende (7) Isabel İçin Bir Mandala (1) Italo Svevo (1) İtalo Svevo (1) italyan edebiyatı (1) iyi kalpli erendira (1) J. M. Coetzee (2) J.M. Coetzee (1) james hilton (1) Jane Austen (3) Japon edebiyatı (2) Japon edebiyatı Yaz Ortasında Ölüm (1) Japonya (2) jasper kent (3) Javier Marias (1) Jean Rhys (2) Jean-Claude Carriere (1) Jean-Paul Sartre (1) Johann Wolfgang Von Goethe (1) john banville (1) johnny sosa'nın şarkısı (1) jose mauro de vasconcelos (1) José Mauro de Vasconcelos (1) Jose Saramago (1) Joseph Kessel (1) Julio Cortazar (1) Julio Llmazares (1) Jun'ichirō Tanizaki (1) kaderin kızı (1) kadınlar (1) Kana Bulanmış Sakal (1) kara sohbet (1) Katedral (1) Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru (1) Kaybolan Sevgililere Yollar (1) kayıp kitaplar kütüphanesi (1) keçi dağı (1) kediler güzel uyanır (1) Kemal Bilbaşar (1) Kenzaburo Oe (1) Kibritleri Çok Seven Küçük Kız (1) kitap kapakları (1) Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın (1) kırk merak serisi (7) Kırmızı (1) Kızıl Darı Tarlaları (1) klasikler (13) koca sevimli dev (1) kolera günlerinde aşk (1) kör nişancı (1) Korkmuyorum (1) Körlerin Şarkısı (1) Körlük (1) küba (1) küçük şeylerin tanrısı (1) Kurbanı Beslemek (1) Kurnaz Tilki (1) kurt vonnegut (3) Kuşatılmış Yaşamlar (1) kutlay sındırgı (1) Kvaidan (1) ladu chatterley'nin aşığı (1) lady chatterley'nin aşığı yorum (1) Lafcadio Hearn (1) Latin Amerika (1) Laura Esquivel (2) Laurence Sterne (1) Le Clezio (1) Leonardo Da Vinci (1) Leonardo Sciascia (1) linn ullmann (1) Louis Althusser (1) Luis Sepulveda (2) Luis Sepúlveda (1) lupita ütü yapmayı seviyordu (1) Lütfen Sessiz Olur Musun (1) Lütfen? (1) Madam Sousatzka (1) madame bovary (1) magnus (1) Malcolm Lowry (1) Malte Laurids Brigge'nin Notları (1) Mansfield Park (1) manuel puig (1) Marguerite Duras (1) Mario Delgado Aparain (1) mario vargas llose (1) Markus Werner (1) Martıya Uçmayı Öğreten Kedi (1) Mathias Enard (1) Matisse Öyküleri (1) Mavi (1) mavi köpeğin gözleri (1) mavi sakal (1) Max Frisch (1) maya'nın günlüğü (1) meksika (1) mektup (1) michael cunningham (2) Michael Kohlhaas (1) Michel Houellebecq (2) michel onfray (1) Michel Pastoureau (1) Michelangelo (1) Miguel de Unamuno (1) miguel littin (1) Mihail Bulgakov (1) Mihail Lermontov (1) milan kundera (1) Mırıldandığım Öyküler (1) Mo Yan (2) moda'da gezinti (1) Mr. Gwyn (1) Nadeem Aslam (1) nadine gordimer (1) Nazlı Kar (1) Nefret (1) nejat işler (1) Niccolo Ammaniti (1) Nikos Kazancakis (2) nobel edebiyat ödülü (3) noel şarkısı (1) Odisseus Elitis (1) ölüm ilanı yazarı (1) on dokuz numaralı oda (1) on üç yıl sonra (1) oniki (1) örümcek kadının öpücüğü (1) otobiyografik roman (1) Otranto Şatosu (1) öykü (26) Özgürlük Aşıkları (1) Parma Manastırı (1) Patagonya Ekspresi (1) patrick mcgrath (1) Patrick Modiano (1) patrick süskind (2) Paul Auster (1) pekin'de sonbahar (1) Pereira İddia Ediyor (1) Peter Nadas (1) pislik (1) pınar aslan (1) polisiye (2) popüler tarih (1) Portekiz edebiyatı (1) psikolojik gerilim (1) Rabo Karabekian (1) rachel kushner (1) Rainer Maria Rilke (1) Raymond Carver (4) Raymond Radiguet (1) regaip minareci (1) roald dahl (1) Romain Puertolas (1) Romain Puértolas (1) roman (89) Rus edebiyatı (1) Sabır Taşı (1) Sabri Gürses (1) Şafakta Üç Kez (1) Salman Rushdie (2) sandor marai (1) Sapma (1) Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı (1) sardinya efsaneleri (1) sarı yağmur (1) Satürn'ün Halkaları (1) Savaşları Kralları ve Filleri Anlat Onlara (1) Şebnem Şenyener (1) Sedat Girgin (1) Semin Sayıt (1) senaryo (1) senin kitabın (1) Senin Köylerin (1) şer saati (1) serdar rifat kırkoğlu (1) şexo filik (1) şeyda öztürk (1) Shakespeare Olmak (1) Sheridan Le Fanu (1) sherlock holmes (1) sibel sakacı (1) Siddhartha (1) şiir (2) Silas Marner (1) şili'de gizlice (1) Simone de Beauvoir (1) sinan fişek (1) Sis (1) sisifonos söyleni (1) sırma köksal (1) Son Patron (1) Son Valsi Bana Sakla (1) stella düşerken (1) Stendhal (1) Stephen Greenblatt (2) süleyman doğru (2) susan fletcher (1) sylvie germain (1) tahsin yücel (1) taklitçiler (1) Tango'dan Taliban'a (1) Tanrı'yı Gören Köpek (1) tarih (1) Taşra Hayatından Manzaralar (1) Temel Parçacıklar (1) Thomas Hardy (1) Thomas Mann (3) Tırmık'a Tırmık (1) Tomris Uyar (1) Tuhaf Şeylere Dair Öyküler (1) türk edebiyatı dizisi (2) Türkiye (1) Türkü Söylüyor Otlar (1) Tutiname (1) Umberto Eco (2) Ümit Alan (1) Usta ile Margarita (1) Utanç (1) Uwe Timm (1) Uzaklıklar Eski Denizler (1) uzanma sanatı (1) uzun öykü (5) v.s. naipaul (1) vasconcelos (2) veba (1) vefasız peri (1) Venedik'te Ölüm (1) virginia ile vita (1) virginia woolf (1) W.G. Sebald (1) washington meydanı (1) wilkie collins (1) yaban muzu (1) yabancı (1) yalınayak yaşamak (1) Yalnız Kadınlar Arasında (1) Yamaçta (1) Yanardağın Altında (1) Yanılsamalar Kitabı (1) yaprak fırtınası (1) yaşamaya bak (1) Yaşlılık (1) yatay yaşamın elkitabı (1) Yavaş Adam (1) Yazınsal Yaşamlar (1) yekta kopan (1) Yeniden Çarmıha Gerilen İsa (1) Yeşil Peri Gecesi (1) yiğit okur (1) yitik ufuklar (1) Yorgun Sevda (1) Yukio Mişima (2) yüzyıllık yalnızlık (1) Zamanımızın Bir Kahramanı (1) zelda fitzgerald (1) Zeno'nun Bilinci (1) Zeyyat Selimoğlu (1) Zorba (1)

Hakkımızda

Merhaba! CAN'la Bir Sene Simay ve Elif'in yıl boyunca Can Yayınları'ndan okudukları 52 kitabı inceleyen bir blog. Her hafta en az bir kitap okumalıyız düşüncesiyle yola çıktık. Okuduklarımızı herkesle paylaşıp, insanlara okuma aşkımızı bulaştırmayı da iş edindik. Umarız siz de bizimle birlikte okur ve yeni yıla bambaşka bir insan olarak girersiniz.
 
Copyright © 2010 CAN'la Bir Sene, All rights reserved
Design by DZignine. Powered by Blogger