Showing posts with label kırk merak serisi. Show all posts
Showing posts with label kırk merak serisi. Show all posts

Kayıp Kitaplar Kütüphanesi - Alexander Pechmann

/ Sunday, August 7, 2016 /
Alexander Pechmann'ın Kayıp Kitaplar Kütüphanesi'nden tam ne beklemişim, hatırlamıyorum. Ancak sonlarına doğru biraz biraz gözlerimin dolduğunu söyleyebilirim-- hayır, öyle hüzünlü bir kitap değil; ben sevdiğimiz yazarların işlerinin kaybolmasına, sonsuza dek kaybolmasına ciddi üzüldüm. Eskiden yazını bilgisayarda yaz, ona buna mail at, USB'ye kaydet, aman iyice güvene alayım diye bir de hard diske at, çıktısını alırken fazladan al falan yoktu tabi... Kimi yazarlar kendileri ya çöpe atmışlar, ya da yakmışlar el yazmalarını. Kimilerininkiler de ya çalınmış, ya bir otelde, vs. unutulmuş. Yazık, yazık...


Yazıyla, yazarlarla ilgiliyseniz muhakkak kütüphanenizde olması gereken bir kitap Kayıp Kitaplar Kütüphanesi. Böyle değil de, "ben sadece okumak için sürükleyici bir hikaye istiyorum" diyorsanız da blogdaki diğer yorumlarımıza bir göz atın derim :) Bu kitapta bulacağınız bilgilerden bazıları kısaca şöyle:
  • Lowry'nin yazmaları, onları verdiği yayınevi sahibinin arabasından çalınıyor
  • Hemingway'in eşi, seyahat sırasında içinde yazarın el yazmalarının olduğu çantayı çaldırır
  • Thomas Mann, gençlik döneminde kaleme aldığı günlükleri kendi imha eder
  • Joyce, bunalıma girip iki bin sayfalık kitabını ateşe atıyor

Tanıtım Yazısı:

Hemingway'in eşi, yazarın tüm elyazmalarını nasıl çaldırmıştır? Balzac neden yayıncısına kızıp Köy Hekimi romanının ikinci cildini imha etmiştir? James Joyce, Stephen Hero adını taşıyan iki bin sayfalık elyazmasını neden ateşe atmıştır? Edebiyat tarihini, yayımlanmamış ve okurla buluşma şansına sahip olamamış eserlerden yola çıkarak yeniden okumak olası mı? Alexander Pechmann, adeta edebiyat dedektifliğine soyunarak inşa ettiği Kayıp Kitaplar Kütüphanesi'yle tam da bunu yapıyor: Bu kütüphanede edebiyat evrenini kalıcı izleriyle şekillendirmiş başyapıtlar yer almıyor; burada Kafka, Joyce, Byron, Shelley, Mérimée, Puşkin, E. Howard ve daha nice dev yazarın kayıplara karışan elyazmalarının izi sürülüyor. Bunlar, "rastlantısal olarak ya da kaza sonucu, bir hezeyan ve öfke sırasında ya da gözü dönmüş bir kasıtlılıkla yazarlar, yayıncılar, mirasçılar, avukatlar, din adamları, eğitimciler, zorbalar, askerler, sansürcüler ve okurlar tarafından imha edilmiş, doğanın gücüne yenik düşmüş, bir yerlere gizlenmiş ya da anlaşılmaz dillerde ve çözümlenemeyen yazılarla yazılmış ve kimseler tarafından okunamamış kitaplardır".


Pechmann, okurunu mizah yüklü anlatımı rehberliğinde Kayıp Kitaplar Kütüphanesi'nin raflarında gezdirirken "silik bir hayal, bir anı, bir olasılık ya da ağır ağır solup giden bir düş gibi" varlıklarını sürdüren yapıtları görünür kılar... 
(Tanıtım Bülteninden)


Bu kitapla ne dinlenir: Ryan Adams - Sylvia Plath
Bu kitapla ne içilir: Sütlü soğuk kahve

Uzanma Sanatı - Bernd Brunner

/ Sunday, February 21, 2016 /
İsmine uyum sağlamak amacıyla Bernd Brunner'in Uzanma Sanatı'nı gerçekten evde olduğum akşamlar koltukta ve/veya yatakta uzanarak okudum. Hatta o an kitabın içinde geçen şekillerde ve yerlerde uzanamadığıma üzüldüğüm bile oldu! Özetle, uzanmak gerçekten bir sanat, arkadaşlar. Brunner'in de kitapta belirttiği gibi çok uzananlara 'tembel' gözüyle bakılıyor günümüzde ama herkes daha fazla uzansa, dünya daha çekilebilir bir yer olabilirdi belki...


Uzanma Sanatı, Groucho Marx'tan bir alıntıyla başlıyor zaten: "Yatakta yapılamayan şeyler, yapılmaya değer değildir." Kıkırdayıp geçmez de üzerine biraz düşünürseniz, en güzel anlarımız uzanarak geçen anlar: yorgun bir günün sonunda huzuru yatakta buluyoruz, sevdiğimiz insanla bedenlerimizi yatakta birleştiriyoruz, filmleri/dizileri oturarak değil, uzanarak seyretmek daha keyifli oluyor, gündüz güneşin, geceleri de yıldızların altına uzanmak bizi mutlu ediyor. Haksız mıyım? İşte Brunner de bunları hatırlatıyor bize. 

Benim en ilgimi çeken bölümlerden biri "Yatay Pozisyonda Çalışmak" bölümüydü. Okumak da dahil olmak üzere pek çok şeyi uzanırken rahatlıkla yapabilirken, yazarken dik oturuyor olmam gerekiyor. Halbuki sevdiğim yazarlardan da aralarında bulunduğu pek çok yazar (Marcel Proust, Mark Twain, Edith Sitwell, William Wordsworth, Truman Capote) yatay pozisyonda çalışıyorlarmış. Virginia Woolf gibi ayakta yazanlar olduğunu biliyordum ama uzanarak yazanları hayal bile etmemiştim açıkçası. İyisi mi siz de bu kitabı benim gibi yatay pozisyonda okuyun!


Tanıtım Yazısı:

Şu anda uzanıyorsanız, o zaman doğru pozisyondasınız; zira hepimiz belli aralıklarla ve de büyük bir zevkle uzanırız. Uzanırken dinleniriz; vücudun en çok gevşediği, en az güç harcadığı pozisyondur yatıp uzanmak. Uzanırken bir sürü şey yaparız: Uyuruz, düş görürüz, sevişiriz, düşünürüz, kendimizi melankolik bir ruh haline bırakırız, hayal kurarız ve acı çekeriz.

Bernd Brunner'in tarihsel ve kültürel yönleriyle enine boyuna incelediği Uzanma Sanatı, yatay pozisyonda zaman geçirmenin farklı biçimlerine odaklanan keyifli bir çalışma. Günümüz toplumlarında çoğu zaman tembelliğin, aylaklığın ya da hastalığın ifadesi olarak yorumlanan uzanmanın kıymeti pek bilinmese de, varoluşumuza içkin bir hareket aslında uzanmak: Hepimiz uzanırız ne de olsa. Yine de uzanmak, kötü şöhretli bir eylem olarak bilinir. Hatta eylem bile sayılmaz. 

Ama siz durmayın, bu kitabı okurken güzelce uzanın. Zira Groucho Marx'ın da dediği gibi, "Yatakta yapılamayan şeyler, yapılmaya değer değildir." 
(Tanıtım Bülteninden)

Buradan satın alın; Uzanma Sanatı - Bernd Brunner

Bu kitapla ne içilir: Milkshake (pipetle uzanırken rahat içiliyor)
Bu kitapla ne dinlenir: Bruno Mars - The Lazy Song


Damon Young - Bahçede Felsefe

/ Sunday, July 12, 2015 /
Filozofi, uçsuz bucaksız bir alan olduğundan kitabı ilk elime aldığımda, arkasını da okumadığımdan uçsuz bucaksız bahçelerde felsefe yapan insanlardan bahsediyor gibi bir hisse kapıldım. Tam böyle bir şey yok tabii ama beklediğimden daha fazlasını bulduğumu söyleyebilirim. Damon Young, minik minik bölümlerde çeşitli yazarlara ve onların felsefelerine ve tüm bunların bahçelerine (ki bazılarının bahçesi yokmuş; bu da felsefelerine yansımış) olan bağlantısını inceliyor. Kitapta yer verilenler arasında da Jane Austen, George Orwell, Emily Dickinson ve Nietzche gibi isimler var bu arada.


Bahçede Felsefe'yi okurken fark ettiklerimden biri şuydu mesela: Jane Austen'ı çok seven bir okur olarak kitaplarında bahçelere özellikle yer verdiğini, bunlarla bir şeyleri yansıtmaya çalıştığını hiç ama hiç düşünmemişim! Gurur ve Önyargı'da mesela söz konusu bahçe Mr. Darcy'nin ruhunu yansıtıyormuş. Kitaplarında bahçeyle uğraşmaya düzenli, huzurlu bir şekilde yaklaşması da Austen'ın hayata karşı duruşuna gönderme yapıyormuş. Kadını daha bir sevdim desem yeridir!

Damon Young'ın, Bahçede Felsefe'de ortaya koyduklarına göre bahçeler, doğanın ve insanlığın bir araya gelişini yansıtıyor. Doğaya karşı duruşumuz, onunla olan ilişkimiz de haliyle bizim hayata karşı duruşumuzun bir yansıması oluyor. Doğayla ilişkimizi geliştirdikçe insan olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Yani özetle şöyle: bahçeler, sadece keyif yapmak için oluşturulmuyor. 




Tanıtım Yazısı:

İnsanın doğayla olan özel ilişkisi bahçede sergilenir. Bahçe, insanın fiziksel ve zihinsel olarak doğayla nasıl bir ilişki kurduğunu gösterir. Normalde saklı kalan veya unutulan doğa-insan birlikteliği bahçede çarpıcı bir şekilde görünür hale gelir; bir gösteriye, bir sergiye, bir sunuma dönüşür. Aristoteles'in ifadesiyle, bu ezelî ilişki bahçede ete kemiğe bürünür. Bahçe, insanın doğayla fiziksel ve zihinsel dayanışmasının sergilendiği yerdir. Bahçe insanlaştırılmış evreni görünür ve anlaşılır kılar; bu görünen, hissedilen ve üzerinde düşünülen bir birlikteliktir.

Jane Austen, bir bahçesi olmadığı zamanlarda neden yazamaz hale gelmişti? Jean-Paul Sartre kendi halinde bir parktan neden ölesiye nefret ediyor, o parkın tetiklediği "bulantı" duygusuyla tüm yaşamı boyunca nasıl mücadele ediyordu? George Orwell'ı en güç koşullarda toprağında delice çalışmaya iten neydi? Birkaç bodur, çirkin saksı çiçeği Marcel Proust'a ne ifade ediyordu? Ve Voltaire, "Bahçemizi ekip biçelim," derken yalnızca felsefi bir alegori mi yapıyordu?

Avustralya'nın genç kuşak felsefecilerinden Damon Young bu çalışmasında felsefenin temel konularından olan insan ve doğa ilişkisine değişik bir pencere açıyor, tartışmanın merkezine "bahçe" kavramını oturtarak bu ezelî ve ebedî ilişkinin dinamiklerini anlamaya çalışıyor. 

Felsefe ve edebiyata ilgi duyanlar kadar, dünyaya değişik açılardan bakmayı sevenler için de hoş, cazip bir okuma!

Buradan satın alın; Damon Young - Bahçede Felsefe
Bu kitapla ne içilir: Naneli, bol buzlu limonata
Bu kitapla ne dinlenir: Michael Jackson - Earth Song

Javier Marias - Yazınsal Yaşamlar (Ünlü Yazarların Gizli Yaşamları)

/ Sunday, July 5, 2015 /

Sevdiğim ya da daha tanışma fırsatı bulamadığım yazarlar hakkında okumayı gerçekten çok seviyorum. Özellikle bu yazılar enfes bir yazarın elinden çıktıysa. Javier Marias inanılmaz bir anlatıcı ve yazarlar hakkında bildikleri de hayli eğlenceli!

Yazınsal Yaşamlar (Ünlü Yazarların Gizli Yaşamları), ünlü yazarların her yerde yer alan yaşam hikayelerine pek benzemiyor. İnternette dolanıp yazarların hayat hikayelerine göz attıysanız bile bu kitapta çok daha fazlasını bulacağızına emin olabilirsiniz. Marias'ın dili, biraz magazinsel bir şekilde anlattığı hikayelerle bir araya gelince ortaya harika bir kitap çıkmış. Bu kitabı mutlaka alın ve okurken yanınızda not alacağınız bir defter ve bir kalem olmasına özen gösterin. Hem okumadığım yazarların kitaplarını hem de şairlerin şiirlerini bilgisayar başına geçip aratacağım diye bu kadar uzun zaman kaybetmeseydim kitap çok kısa bir zamanda bitecekti. Ancak kendisiyle kalmayıp büyüyen bir kitap bu ve tam da bu yüzden okuması diğer kitaplara göre çok daha zevkli. Yazarların ilginç yazarlarını merak ediyorsanız sakın kaçırmayın derim. Keyifle!



Tanıtım yazısı:

İspanyol romancı ve deneme yazarı Javier Marías, birçok ülkede büyük ilgi gören Yazınsal Yaşamlar'da, ünlü yazarların kısa yaşam öykülerini sevecen ve saygılı, ama bir hayli de alaycı bir yaklaşımla sunuyor okurlara.

Faulkner ve Conrad'dan James Joyce ve Henry James'e, Arthur Conan Doyle ve Robert Louis Stevenson'dan Turgenyev ve Thomas Mann'a, Rainer Maria Rilke ve Malcolm Lowry'den Rimbaud ve Oscar Wilde'a, Mişima'dan Laurence Sterne'e, pek çok yazarı, gerçeklerden sapmadan nerdeyse birer roman kişisine dönüştürüyor, onların gizli dileğinin bu olduğu inancıyla.

"Gelip Geçen Kadınlar" bölümünde, sıradışı yaşamlarıyla ilgi odağı olmuş ya da büyük yazarlara esin vermiş kadınlar anlatılıyor. Kitabın sonunda ise, Marías, kendi kartpostal koleksiyonundan seçtikleri eşliğinde, en sevdiği yazarların pozlarını, havalarını, yüz ifadelerini eğlenceli bir bakışla yorumluyor. Yazınsal Yaşamlar, gerçek bir edebiyat şenliği.

Buradan satın alın: Javier Marias - Yazınsal Yaşamlar (Ünlü Yazarların Gizli Yaşamları)

Bu kitapla ne içilir: Yeni demlenmiş çay.

Bu kitapla ne dinlenir: Hem neşeli hem dingin şu liste.

Filozofların Karnı - Michel Onfray

/ Sunday, March 8, 2015 /
Daha ilk sayfasındaki alıntıyla kalbimi çaldı bu kitap:

“‘İnsanlığın selameti’ için o Tanrıbilimci antikalarının hepsinden çok daha önemli bir sorun var ki, beni daha başka türlü ilgilendirir: beslenme sorunu.”
NIETZCHE, Ecce Homo


“Okuru alternatif bir felsefe yolculuğuna çıkarma” hedefiyle yola koyulan Michel Onfray, söz verdiğini yapmayı başarmış Filozofların Karnı kitabında. Felsefeyle ilgili pek çok konuda filozofların beyni odak noktasıyken, Onfray onların midelerini didiklemeyi tercih etmiş ve ortaya hem düşündüren, hem de (itiraf etmeden olmaz) yer yer insanın karnını acıktıran bir kitap çıkmış. 

Filozofların Karnı’nın benim için en ilginç bölümü, “Beslenme Üzerine Yaşamöyküsel Deneme” başlıklı, Onfray’ın bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiğini anlatan bölümdü. Hayat şartlarına bağlı olarak insanın ne yediğinin nasıl değiştiğini, bu yediklerimizin ruh halimizin yanı sıra paramızdan vücut sağlığımıza kadar pek çok şeyi nasıl etkilediğini gözler önüne seren bir bölüm bu. Bası insanların yemeğe, iyi yemeklere zaafı olduğunu, genellikle “lezzetli” diyebileceğimiz tüm yemeklerin de aslında bizim için ne kadar zararlı olabileceğini gösteren bir bölüm. Yine bile Onfray, kalp krizi geçirdikten sonra ona bir diyet yazan doktora “ölmeden önce son sözünü söyler gibi, kahramanca bir çıkışla, hayatını margarinle idare etmektense, tereyağı yiyerek ölmeyi yeğlediğini açıklayan” bir adam. E böyle bir adamı da sevmemek imkansız!


“Ölümüm yemekten olacak” ve “tatlıya sıra gelmeden ölürsem hepinize hortlarım” gibi cümleleri çok kullanan bir insan olaraktan şıp diye, hem yalanarak, hem de öğrenerek okuduğum bir kitap oldu Filozofların Karnı.


Tanıtım Yazısı:

Mide yoluyla felsefeye nüfuz etmek mümkün mü?

Michel Onfray, okuru alternatif bir felsefe yolculuğuna çıkarıyor bu kitabında. Gelmiş geçmiş en ünlü felsefecilerin düşüncelerini, sevdikleri yemekler üzerinden okuyor. Kant, Nietzsche, Marinetti ve Sade hangi yemekleri severlerdi ve bu yemekler onları nasıl etkiledi? Çiğ ahtapot yemeyi sevmese Diogenes uygarlığa düşman olur muydu? Rousseau sürekli süt ürünleri yemek zorunda olmasa azla yetinmeye bunca methiye düzer miydi? Kâbuslarında devamlı yengeçler gören Sartre, hayat boyu kabuklulardan tiksinmesinin bedelini ödemedi mi?

Onfray kışkırtıcı, eğlenceli sorular soruyor Filozofların Karnı'nda: Acaba zihnimiz kadar midemiz de düşünür mü? Tarihimizi, özellikle düşünce tarihimizi hakkını yediğimiz midemizle bir kez daha düşünmek yararlı olmaz mı?

Filozofların Karnı, felsefeyle ilgilenen okurlar için bambaşka bir tat; felsefeden korkanlar içinse lezzetli bir başlangıç. Belki de Marx'ın önermesi doğrulanıyor böylece: İnsan ne yerse odur!


Bu kitapla ne içilir: Mide ilacı
Bu kitapla ne dinlenir: Kelis - Milkshake

Alan Pauls - Yalınayak Yaşamak

/ Sunday, January 11, 2015 /
bakir: Cinsel ilişkide bulunmamiş (erkek) * El degmemiş, kullanilmamiş * (toprak için) Işlenmemiş * Eskimemiş, yipranmamiş, yeni
Kaynak: sozluk.net

Alan Pauls, plajları, deniz kenarını anlatırken Yalınayak Yaşamak'ta en çok bu kelimeyi kullanmış işte. Ancak tüm plajlarının hepsinin böyle olmadığını, hatta bazılarının bundan çok ama çok uzak olduğunu da vurgulamış. Ve gerçekten ama gerçekten çok önemli, hepimizin "evet ya!" diyerek kafa sallayacağı bir noktaya da değinmiş:
...deniz kenarında çok hayal kurulur, çünkü orası imgelerin var olmadığı bir yerdir. Bütün cinsel cazibesi -ve insanı her şeyden uzaklaştırma konusundaki kıskanılacak gücü- tertemiz ve bakir hallerinde yatar.

Benim için cinselliği çağrıştıran bir yanı yok plajların. Ancak bunun dışındaki tüm benzetmelerine katılırken buldum kendimi Alan Pauls'ün. Onun da bahsettiği gibi, plaj demek huzur demek. Plaj demek, cep telefonunu ve ötebilecek tüm cihazları evde veya otelde bırakma lüksüne sahip olmak, suya bakarak dalıp gidebilmek demek. Şemsiyenin altında kitap okurken uyuyakalmak, güneşin teninizi yakmasıyla uyanarak kendinizi suya atmak demek. Ama en önemlisi, yani en azından benim en sevdiğin kısmı, plaj demek tatil demek, kafayı boşaltmak, biraz "dünyayı kim kurtarırsa kurtarsın" moduna girmek demek.

Diğer yandan Atlantic City sahili gibi, beni daha bir düşüncelere, hayallere daldıran kumsallar da var. Hatta bunları çoğu zaman yazlık plajlardan daha huzurlu bulduğumu söyleyebilirim. Alan Pauls, bunlara da değinmeden geçmemiş Yalınayak Yaşamak'ta:
"En sevdiğim kumsallar, soğuk ülkelerin 'hüzünlü' kumsallarıdır. Portekiz'deki grilere bürünmüş yaşlıların gezindiği Foz do Porto veya İngiltere'nin her daim yağmurlu, kumsallarında kum değil de taş bulunan Brighton şehri. O kadar güzeller ki."
Bu kitabı okurken kendi hatıralarınızı hatırlayacak, kısa bir süre için bile olsa bulunduğunuz yerden bir plaja kaçmışsınız gibi hissedeceksiniz.


Tanıtım Yazısı:

Son dönem Arjantin edebiyatının en çarpıcı isimlerinden Alan Pauls, kendine has şiirsel üslubuyla kaleme aldığı ve yaşanmışlıklarla dolu eski fotoğraf albümlerine has bir zarafetle okuyucuya sunduğu Yalınayak Yaşamak'ın aynı zamanda da başkahramanı. Ama başrolde, her birimiz için ayrı bir hikâyesi ve anlamı olan plajlar var...

Hem çocuk hem de yetişkin gözüyle yazılmış bu eğlenceli, farklı kitabı, ister kumda, ister suyun içinde, ister bir otel odasında ya da herhangi "bir plaj pozisyonu"nda keyifle okuyacaksınız.

Buradan satın alın; Alan Pauls - Yalınayak Yaşamak
Bu kitapla ne içilir: Buzzzzzz gibi limonata, naneli
Bu kitapla ne dinlenir: Lana Del Rey - Summertime Sadness

Jean-Claude Carriere, Umberto Eco - Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın

/ Sunday, April 27, 2014 /
Her kitap sever için muhakkak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’ın. Bunun üstünde çokça durmaya gerek bile duymuyorum. Ancak, çağının düşünürlerini, entelektüel insanlarını takip eden, fikir alışverişinde bulunmak isteyen herkesin faydalanabileceği, çokça zevk alacağı bir kitap olduğu da su götürmez. 

Buna bir örnek olarak aşağıdakileri okumanız yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

U.E: Ama Naziler “Gott mit uns”, “Tanrı bizimle” diye haykırıyorlar ve pagan bir dindarlık uyguluyorlardı! Ateizm Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi devlet dini haline geldiğinde, inançlı biriyle bir ateist arasında hiçbir fark kalmaz. Her ikisi de köktendinci, Taliban olabilir. Dinin, Marx’ın yazdığı gibi, halkın afyonu olduğu doğru değildir diye yazmıştım bir zamanlar. Afyon halkı etkisiz hale getirir, uyutur. Hayır, din halkın kokainidir. Kalabalıkları uyarıp azdırır. 

J.C.C: Afyonla kokain karışımı diyelim. Doğru, günümüzde Müslüman köktendinciliği militan ateizmin meşalesini ele geçirmiş görünüyor, ayrıca geriye dönük olarak Marksizm ile Nazizme iki garip pagan dini olarak bakabiliriz. Ama ne katliamlar yapıldı!


Teknoloji muazzam bir hızla gelişirken bir yandan yine aynı hızla eskiyor. Basılı kitaplar ise hayatımızın bir köşesinde, her zamanki gibi duruyorlar, duracaklar. Son dönemde sıkça konu edinilen e-kitap basılı kitabı öldürecek mi sorusu da bu kitapla ortadan kalkıyor. Zaten hepimiz sıkılmamış mıydık? Geçmişten günümüze hangi kitapların kalacağına nasıl karar veriliyor? Bu eleme işlemi sırasında hangi kıymetli kitaplar kütüphanelerden atılıyor? Öldükten sonra kitaplarımıza ne olacak? Bunun gibi birçok ve daha eğlenceli soruya yanıt bulabileceğiniz kitapta söyleşi o kadar keyifli ki, sanki Eco ya da Carriere’nin evinde, onların yanında gibi hissediyor insan. Yayımcıların geri çevirdikleri eserler kısmına da çok gülmüştüm. Aşağıda birkaç örnek görebilirsiniz;

“Anlayışı biraz kıt olabilirim ama birinin yatağında dönüp durmasını anlatmaya neden otuz sayfa ayırmak gerektiğini anlayamıyorum.” 

Kayıp Zamanın İzinde – Proust

“Böyle bir kitabın genç okurun ilgisini çekme ihtimali çok az.”
Moby Dick – Hermann Melville

“Beyefendi romanınızı iyi tasvir etmiş ama tamamen fuzuli bir yığın ayrıntıya boğmuşsunuz.”
Madame Bovary – Gustave Flaubert



Tanıtım yazısı;

Papirüsten elektronik dosyalara, kitabın beş bin yıllık tarihinde bir yolculuğa çıkıyoruz. İki kitap âşığının, semiyolog, düşünür ve yazar Umberto Eco ile sinemacı ve dramaturg Jean-Claude Carrière'in sohbeti çarpıcı anekdotlarla, hiç duymadığınız ayrıntılarla dolu. Zamanda ve mekânda gezinirken, gerçek kişiler roman kahramanlarına karışıyor, budalalık kutsanıyor; koleksiyoncuların takıntıları, neden bazı dönemlerin çok sayıda şaheser doğurduğu, hafızamızın nasıl çalıştığı, kütüphanelerin nasıl düzenlenmesi gerektiği anlatılıyor. Hatta "tavukların karşıdan karşıya geçmeyi neden bir asırda öğrendiğini" ya da kitabın neden tekerleğe benzediğini böylece öğreniyoruz. Kısacası bu iki çılgın edebiyat tutkunu, her adımda hem şaşırtan hem de bilgilendiren neşeli sohbetlerine bizi de ortak ediyorlar. 
Nietzsche'nin deyimiyle "neşeli bilgi" var bu kitapta!


Bu kitapla ne içilir: Muhabbet o kadar enfes ki yıllanmış bir şarap gerek diye düşünüyorum.

Bu kitapla ne dinlenir: Chopin 

Labels

1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1) 2001 nobel edebiyat ödülü (1) 2010 nobel edebiyat ödülü (1) 30 Şubat (1) A. S. Byatt (2) Acı Çikolata (1) adem uludağ (1) Ağustosta Tatil (1) alan pauls (1) albert camus (2) Alessandro Baricco (3) Alessandro Barico (1) alev püskürtenler (1) alexander pechmann (1) Alexandre Jardin (1) alice munro (2) Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater (1) Alman edebiyatı (1) Alphonse Daudet (1) Altın Defter (1) Altın Ejder Krallığı (1) amelie nothomb (1) Amerikana (1) Andre Gide (1) anlatı (3) ann hood (1) Antonio Tabucchi (2) Arkadaşlık (1) arthur conan doyle (1) Arundhati Roy (1) aşk (2) Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz (1) Aşk Romanları Okuyan İhtiyar (1) Aşk ve Gurur (1) aşk ve ölüm üzerine (1) Aşktan ve Gölgeden (1) Atiq Rahimi (1) Ay ve Şenlik Ateşleri (1) aydın emeç (1) Aydın Engin (3) Ayfer Tunç (2) Ayrı Yol (1) bahçede felsefe (1) Baskervillelerin Köpeği (1) Baykuşun Günü (1) bazı kadınlar (1) behçet necatigil (1) Ben Frankfurt’ta Şoförken (1) bernd brunner (1) Bernice Rubens (1) beş peri hikayesi (1) beyazlı kadın (1) Bin Dokuz Yüz (1) Bir Aile Romanının Sonu (1) Bir Burjuvanın İtirafları (1) Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (1) Bir Gençlik (1) Bir Gülme Salgınının Romanı (1) Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu (1) bir intihar efsanesi (1) bir kaçırılma öyküsü (1) bir plak güzellemesi (1) Bir Rengin Tarihi (1) biraz dolaşacağım (1) birsel uzma (1) Biyografi (3) boris vian (1) Bruno Nardini (2) Bülbülün Gözündeki Cin (1) burma günleri (1) büyücü (1) Büyülü Dağ (2) büyülü gerçekçilik (1) Çağdaş Kürt Edebiyatı Öykü Seçkisi (1) Can çocuk (6) can deneme (3) can düşünce (1) can gotikromantik (4) can inceleme (1) can öykü (3) can öz (1) can roman (25) Can Roman Dizisi (7) can şiir (1) can yayınları (73) can yayınları gerilim (3) can yayınları öykü şenliği (7) Canım Sevgilim Inés (1) çarin laneti (1) carlos fuentes (2) Carmilla (1) carol dyhouse (1) Cemo (1) cesar aira (1) Cesare Pavese (4) charles dickens (1) Chimamanda Ngozi Adichie (1) christine orban (1) Cicim (1) çiğdem öztürk (1) Çin (1) cinayet oyunu (1) Çılgın Kalabalıktan Uzak (1) Çılgın Nar Ağacı (1) claire kendal (1) Claudine Monteil (1) çocuk kitabı (1) Çöl (1) Colette (1) D. H. Lawrence (1) damon young (1) Daniel Galera (1) Daniel Kehlmann (1) david vann (3) Değirmenimden Mektuplar (1) Delilikten Kurtar Bizi (1) deneme (3) deniz canefe (1) deniz kavukçuoğlu (1) Denizi Yitiren Denizci (1) dh lawrence (1) Dino Buzzati (1) Doris Lessing (3) Dörtlü (1) Dostoyevski (1) dr watson (1) Dünya Edebiyatı (2) dünya klasikleri dizisi (5) Dünyanın Ölçümü (1) dünyanın sonundaki ev (1) Düşünce (1) duygu akın (1) Duygusal Bir Yolculuk (1) Emma (1) ercan y yılmaz (1) esra birkan (1) eva luna anlatıyor (1) Evlilik (1) Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız (1) eylülün gölgesinde bir yazdı (1) f scott fitzgerald (1) F. Scott Fitzgerald (1) Fanfan (1) feminizm (1) ferit edgü (1) Fernando Pessoa (2) Fil (1) Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş (1) filozofların karnı (1) Floransa Büyücüsü (1) flores geceleri (1) Flört (1) Fransız Edebiyatı (1) friedrich balkonunda (1) gabriel garcia marquez (10) Gaetan Soucy (1) gece inerken (1) Geceyarısı Çocukları (1) Geniş Geniş Bir Deniz (1) George Eliot (1) george orwell (2) gerçek hesap bu (1) gezi yazısı (1) Girit (1) Gizli Başyapıt (1) Gökkuşağı (1) gösteriş (1) Gözyaşlarımı Sileceğim Gün (1) grazia deledda (1) Guillermo Cabrera Infante (1) gülünesi aşklar (1) gümüş karası deniz (1) Gündüz Güzeli (1) güneş tutulması (1) Günlük Yaşamdan Sanata (1) gustave flaubert (1) güvercin (1) handan balkara (1) hanım ananın cenaze töreni (1) havana (1) hayalet şehir (1) Hayatın O Güzel Şarkısı (1) Hayvan Çiftliği (1) Heinrich Böll (1) Heinrich von Kleist (1) henry james (1) Hermann Hesse (1) Hiroşima Sevgilim (1) hınzır kız (1) Homo Faber (1) Honore de Balzac (1) Horace Walpole (1) Huzursuzluğun Kitabı (1) İçimizdeki Şeytan (1) inceleme (1) inci kut (1) inci yankı (1) İnsancıklar (1) İpek (1) İrfan Yalçın (1) İri Memeler ve Geniş Kalçalar (1) isabel allende (7) Isabel İçin Bir Mandala (1) Italo Svevo (1) İtalo Svevo (1) italyan edebiyatı (1) iyi kalpli erendira (1) J. M. Coetzee (2) J.M. Coetzee (1) james hilton (1) Jane Austen (3) Japon edebiyatı (2) Japon edebiyatı Yaz Ortasında Ölüm (1) Japonya (2) jasper kent (3) Javier Marias (1) Jean Rhys (2) Jean-Claude Carriere (1) Jean-Paul Sartre (1) Johann Wolfgang Von Goethe (1) john banville (1) johnny sosa'nın şarkısı (1) jose mauro de vasconcelos (1) José Mauro de Vasconcelos (1) Jose Saramago (1) Joseph Kessel (1) Julio Cortazar (1) Julio Llmazares (1) Jun'ichirō Tanizaki (1) kaderin kızı (1) kadınlar (1) Kana Bulanmış Sakal (1) kara sohbet (1) Katedral (1) Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru (1) Kaybolan Sevgililere Yollar (1) kayıp kitaplar kütüphanesi (1) keçi dağı (1) kediler güzel uyanır (1) Kemal Bilbaşar (1) Kenzaburo Oe (1) Kibritleri Çok Seven Küçük Kız (1) kitap kapakları (1) Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın (1) kırk merak serisi (7) Kırmızı (1) Kızıl Darı Tarlaları (1) klasikler (13) koca sevimli dev (1) kolera günlerinde aşk (1) kör nişancı (1) Korkmuyorum (1) Körlerin Şarkısı (1) Körlük (1) küba (1) küçük şeylerin tanrısı (1) Kurbanı Beslemek (1) Kurnaz Tilki (1) kurt vonnegut (3) Kuşatılmış Yaşamlar (1) kutlay sındırgı (1) Kvaidan (1) ladu chatterley'nin aşığı (1) lady chatterley'nin aşığı yorum (1) Lafcadio Hearn (1) Latin Amerika (1) Laura Esquivel (2) Laurence Sterne (1) Le Clezio (1) Leonardo Da Vinci (1) Leonardo Sciascia (1) linn ullmann (1) Louis Althusser (1) Luis Sepulveda (2) Luis Sepúlveda (1) lupita ütü yapmayı seviyordu (1) Lütfen Sessiz Olur Musun (1) Lütfen? (1) Madam Sousatzka (1) madame bovary (1) magnus (1) Malcolm Lowry (1) Malte Laurids Brigge'nin Notları (1) Mansfield Park (1) manuel puig (1) Marguerite Duras (1) Mario Delgado Aparain (1) mario vargas llose (1) Markus Werner (1) Martıya Uçmayı Öğreten Kedi (1) Mathias Enard (1) Matisse Öyküleri (1) Mavi (1) mavi köpeğin gözleri (1) mavi sakal (1) Max Frisch (1) maya'nın günlüğü (1) meksika (1) mektup (1) michael cunningham (2) Michael Kohlhaas (1) Michel Houellebecq (2) michel onfray (1) Michel Pastoureau (1) Michelangelo (1) Miguel de Unamuno (1) miguel littin (1) Mihail Bulgakov (1) Mihail Lermontov (1) milan kundera (1) Mırıldandığım Öyküler (1) Mo Yan (2) moda'da gezinti (1) Mr. Gwyn (1) Nadeem Aslam (1) nadine gordimer (1) Nazlı Kar (1) Nefret (1) nejat işler (1) Niccolo Ammaniti (1) Nikos Kazancakis (2) nobel edebiyat ödülü (3) noel şarkısı (1) Odisseus Elitis (1) ölüm ilanı yazarı (1) on dokuz numaralı oda (1) on üç yıl sonra (1) oniki (1) örümcek kadının öpücüğü (1) otobiyografik roman (1) Otranto Şatosu (1) öykü (26) Özgürlük Aşıkları (1) Parma Manastırı (1) Patagonya Ekspresi (1) patrick mcgrath (1) Patrick Modiano (1) patrick süskind (2) Paul Auster (1) pekin'de sonbahar (1) Pereira İddia Ediyor (1) Peter Nadas (1) pislik (1) pınar aslan (1) polisiye (2) popüler tarih (1) Portekiz edebiyatı (1) psikolojik gerilim (1) Rabo Karabekian (1) rachel kushner (1) Rainer Maria Rilke (1) Raymond Carver (4) Raymond Radiguet (1) regaip minareci (1) roald dahl (1) Romain Puertolas (1) Romain Puértolas (1) roman (89) Rus edebiyatı (1) Sabır Taşı (1) Sabri Gürses (1) Şafakta Üç Kez (1) Salman Rushdie (2) sandor marai (1) Sapma (1) Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı (1) sardinya efsaneleri (1) sarı yağmur (1) Satürn'ün Halkaları (1) Savaşları Kralları ve Filleri Anlat Onlara (1) Şebnem Şenyener (1) Sedat Girgin (1) Semin Sayıt (1) senaryo (1) senin kitabın (1) Senin Köylerin (1) şer saati (1) serdar rifat kırkoğlu (1) şexo filik (1) şeyda öztürk (1) Shakespeare Olmak (1) Sheridan Le Fanu (1) sherlock holmes (1) sibel sakacı (1) Siddhartha (1) şiir (2) Silas Marner (1) şili'de gizlice (1) Simone de Beauvoir (1) sinan fişek (1) Sis (1) sisifonos söyleni (1) sırma köksal (1) Son Patron (1) Son Valsi Bana Sakla (1) stella düşerken (1) Stendhal (1) Stephen Greenblatt (2) süleyman doğru (2) susan fletcher (1) sylvie germain (1) tahsin yücel (1) taklitçiler (1) Tango'dan Taliban'a (1) Tanrı'yı Gören Köpek (1) tarih (1) Taşra Hayatından Manzaralar (1) Temel Parçacıklar (1) Thomas Hardy (1) Thomas Mann (3) Tırmık'a Tırmık (1) Tomris Uyar (1) Tuhaf Şeylere Dair Öyküler (1) türk edebiyatı dizisi (2) Türkiye (1) Türkü Söylüyor Otlar (1) Tutiname (1) Umberto Eco (2) Ümit Alan (1) Usta ile Margarita (1) Utanç (1) Uwe Timm (1) Uzaklıklar Eski Denizler (1) uzanma sanatı (1) uzun öykü (5) v.s. naipaul (1) vasconcelos (2) veba (1) vefasız peri (1) Venedik'te Ölüm (1) virginia ile vita (1) virginia woolf (1) W.G. Sebald (1) washington meydanı (1) wilkie collins (1) yaban muzu (1) yabancı (1) yalınayak yaşamak (1) Yalnız Kadınlar Arasında (1) Yamaçta (1) Yanardağın Altında (1) Yanılsamalar Kitabı (1) yaprak fırtınası (1) yaşamaya bak (1) Yaşlılık (1) yatay yaşamın elkitabı (1) Yavaş Adam (1) Yazınsal Yaşamlar (1) yekta kopan (1) Yeniden Çarmıha Gerilen İsa (1) Yeşil Peri Gecesi (1) yiğit okur (1) yitik ufuklar (1) Yorgun Sevda (1) Yukio Mişima (2) yüzyıllık yalnızlık (1) Zamanımızın Bir Kahramanı (1) zelda fitzgerald (1) Zeno'nun Bilinci (1) Zeyyat Selimoğlu (1) Zorba (1)

Hakkımızda

Merhaba! CAN'la Bir Sene Simay ve Elif'in yıl boyunca Can Yayınları'ndan okudukları 52 kitabı inceleyen bir blog. Her hafta en az bir kitap okumalıyız düşüncesiyle yola çıktık. Okuduklarımızı herkesle paylaşıp, insanlara okuma aşkımızı bulaştırmayı da iş edindik. Umarız siz de bizimle birlikte okur ve yeni yıla bambaşka bir insan olarak girersiniz.
 
Copyright © 2010 CAN'la Bir Sene, All rights reserved
Design by DZignine. Powered by Blogger