Showing posts with label can yayınları öykü şenliği. Show all posts
Showing posts with label can yayınları öykü şenliği. Show all posts

Gülünesi Aşklar - Milan Kundera

/ Sunday, October 2, 2016 /
Gülünesi Aşklar'ın arkasındaki tanıtım yazısında diyor ki, "Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok zevk alarak ve keyifle Gülünesi Aşklar'ı yazmış olduğunu söyler." Söylemesine gerek bile yokmuş aslında. Çünkü o kadar belli ki! Gülünesi Aşklar'da yer alan yedi öyküde aşk var, seks var, ilişkiler var ve tabii ki hayat ve hayata dair yanılsamalar var. Hepimizin hayallere kapılıp gerçeği nasıl çarpıttığı, kafamızdakinin elimizdekiyle hiçbir zaman uyuşmadığı hissi var...

Biraz "Milan Kundera'dan aşk dersleri" tadında bir kitap Gülünesi Aşklar. Anlattığı olayların çoğu başımıza gelmiş olabilir. Karakterlerin de en az bir tanesini gerçek hayatta tanıyoruzdur mutlaka. Biz de başkalarının aşklarının komik olduğunu düşünüp, gülmüşüzdür. Birinin, bir başkasına nasıl delice tutulduğuna tanık olunca onlara ya "salak," ya "saf," ya da en azından "vah, yazık!" demişizdir. Ta ki kendi başımıza gelene kadar! Gülünç oluyoruz aşık olunca... Mutluyken bir yandan da acı çekiyoruz. Kendimize sürekli "saçmalama" desek de saçmalıyoruz. Bir tuhaf oluyoruz ya; yanlış mıyım?

Başta da az biraz değindiğim gibi, hem hayata, hem aşka, hem de insan ilişkilerine dair pek çok ayrıntıyı yakalamış Milan Kundera. Kimisi, insanların karakterleriyle alakalı. Kimisi içinde bulundukları durumlarla. Kimisi de başkalarının onları nereye koyduğuyla. Bunlara ek olarak, yeni şeyler, yeni insanların keşfi de var. Ve çok ama çok fazla da yanlış anlaşılma. Hikayelerin içinde acı da olsa tuhaf bir gülümseme kaplıyor yüzünüzü. Bunu garanti edebilirim.

Bir kaç tane de altını çizdiğim cümleyi paylaşmak istiyorum:
  • Her insan hayatı hesaba sığmaz anlamlar taşır.
  • Kendini çoğu zaman, biraz da kırgınlık duyarak, takım arkadaşına güzel toplar atan cömert bir forvet oyuncusuna benzetiyor; takım arkadaşı olduğu bu paslarla kolay goller atarak ucuz bir zafer kazanıyor.
  • Bu kitabın gözümün önünde olmadığı bu birkaç gün içinde çok ıstırap çektim.
  • Dünyamızda çirkinliğin olumlu bir işlevi var. Hiç kimse bir yerde oyalanmak istemiyor, insan bir yerde olur olmaz alelacele oradan çıkmak için çabalamaya başlıyor, bu da hayata arzulanan bir ritim veriyor. 
  • Hayat kısa, her anından yararlanmak gerek.
  • Yüzünün kızaracağı düşüncesine kapılır kapılmaz yüzü hemen kızarıveriyordu.
  • Erotizm yalnızca bedene duyulan arzu değil, buna eş ölçüde, onura duyulan arzudur. Bizden hoşlanan ve bizi seven, sahip olduğumuz bir yatak arkadaşı, bizim aynamız olur, önemimizin ve değerimizin ölçüsüdür o.

Tanıtım Yazısı:

Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok Gülünesi Aşklar'ı büyük keyifle, zevkle yazmış olduğunu söyler. Yedi öyküden oluşan bu kitapta, yazarın daha sonraki romanlarında geliştireceği aşk, yalan, yanılsama gibi temaların özünü, özgün ve yenilikçi anlatım tekniklerini bulmak mümkün. Hayatı, yanılsamalar üzerine kurulu bir parodi olarak sunduğu Gülünesi Aşklar'daki öyküler, 1958 ile 1968 arasında yazılmış. Milan Kundera, o eşsiz kara mizahı ve ironisiyle kahramanlarının kimlik sorunlarını, oyun gibi başlayan cinsel yanılsamalarını, trajik bir tutsaklıktan başka bir şey olmayan erotik güç tutkularını işliyor, cinsellik ve erotizmi benzersiz gözlem gücü ve duyarlılığıyla, kusursuz bir estetik düzeye oturtarak işliyor. Bu öykülerin her birinde 'gülünesi aşklar' yer alıyor, ya da gerçek aşk oyunları. Yirminci yüzyıl edebiyatına damgasını vuranlardan olan Çek yazar Milan Kundera'nın Gülünesi Aşklar'ı, zamana karşı durabilen bir başyapıt.

Buradan satın alın; Gülünesi Aşklar - Milan Kundera

Bu kitapla ne içilir: Sıcak çikolata; içine de birkaç tane marshmallow atın derim
Bu kitapla ne dinlenir: Kamuran Akkor - Aşk Eski Bir Yalan

Patrick McGrath - Hayalet Şehir

/ Sunday, May 3, 2015 /
"Aslında hiçbir şehir bugün gördüğümüz şehir değildir."

Bu, her şehir için doğrudur muhakkak. Ancak New York gibi her dönem renkli, tuhaf, canlı; hiç uyumayan, üzerindeki insanların sürekli koşturduğu, kimsenin birbirini takmadığı ama ellerinde bira şişeleri olduğunda tüm yabancıların kankaya bağladığı şehirler kim bilir neler görmüş, geçirmişlerdir. İşte Patrick McGrath böyle bir yolculuğa çıkarıyor okuru-- 1700'lü yılların sonlarındaki New York'ta açıyoruz gözümüzü, sonra 19. yüzyıl New York'una geçiyor, son olarak da bir 11 Eylül öyküsüne giriş yapıyoruz.


McGrath'in New York'larına filmlerden, dizilerden aşinayız aslında. Ancak şimdiye kadar onun karakterlerinin hayatlarına konuk olma fırsatını yakalamadık; biz başkalarıyla meşgulken onların başına neler geldiğini göremedik. Her ne kadar üç farklı öykü üç farklı zamanda geçiyor olsa da Hayalet Şehir'i okuyunca New York'un neden her filmin, kitabın, hikayenin, şiirin kalbinde olduğunu anlıyor insan... Gidenler bilir, her şey birbirine girmiştir New York'ta; insanlar, kokular, renkler, eskiler ve yeniler, alçaklar ve yüksekler, kirliler temizler... Papatya koklarken alttan Çin tavuğu burnunuzu gıdıklayabilir. 10 dolarlık sosyete bagel'ı ile SoHo'da yürürken dişleri dökülmüş, elleri simsiyah bir evsiz kolunuzu çekiştirebilir. Bin dolarlık ayakkabılar giymiş olmanız metroda birinin üstlerine kusma ihtimalini ortadan kaldırmaz...

McGrath, Ian McEwan-vari anlatımıyla işte tüm bunları, şehrin titreşimini, nefes alıp verişini; o kendi haline bakarken içinde yaşayan insanların kendi dünyalarını nasıl yönlendirdiklerini gözler önüne seriyor.


Tanıtım Yazısı:

Aslında hiçbir şehir bugün gördüğümüz şehir değildir. Her şehrin, tüm yaşanmışlıklarıyla, geçmişinden bugününe uzanan bir ruhu vardır. Ünlü Amerikalı romancı Patrick McGrath, üç anlatı¬dan olu¬şan Hayalet Şehir'de, New York'a ruhunu veren üç dönemden birer öykü anlatıyor.

“Darağacının Kurulduğu Yıl”da, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda New York'u kuşatan İngilizlere başkaldırdığı için idam edilen bir annenin öyküsü oğlunun gözünden dile getirilir. “Julius” adlı öykü, ticaretin baş döndürücü bir hızla geliştiği 19. yüzyıl New York'unda geçer. Acımasız bir tüccarın oğlunun, babasının kente akın eden göçmenlere karşı önyargıları yüzünden, tutkuyla sevdiği kıza kavuşamayışının hikâyesi anlatılır. “Yıkıntı Alanı” ise bir 11 Eylül öyküsüdür. Dünya Ticaret Merkezi'nin yerle bir edilişinin yarattığı derin travma, bir psikiyatrist ile bir hastayı yüz yüze getirir.

Hayalet Şehir'de, usta yazar McGrath üç afallatıcı hikâyesiyle, New York'un karmaşık tarihinin gözle görülmeyen katmanlarını açığa çıkarıyor.

Buradan satın alın; Patrick McGrath - Hayalet Şehir

Bu kitapla ne içilir: Long Island Iced Tea

Gabriel Garcia Marquez - Yaprak Fırtınası

/ Sunday, October 19, 2014 /
Isabel Allende, zamanında Marquez hakkında şunu söylemiş: "Bize, tarihimizi geri verdi." Yaprak Fırtınası'nı okurken Allende'nin bu sözleri çınladı durdu kulağımda. "Birdenbire kasabanın ortasına çöken bir kasırga gibi, arında yaprak fırtınasıyla" gelen bir muz şirketi, küçük çocuğunu cenazeye götüren, sonra da neden böyle bir seçim yaptığını sorgulayan bir kadın ve çok daha fazlası var Marquez'in ustaca kaleme aldığı bu öykülerde. Üç farklı jenerasyonun hikayesi, zaman diliminde farklı parçalar ziyaret edilerek veriliyor okura.

Marquez, bir röportajında ses kayıt cihazı açıldığında savunmacı bir hale büründüğünü belirtiyor. Ona göre gazeteciler, röportaj yaptıkları kişilerle uzun uzun sohbet ederken not almalı, konuşulanları kelimesi kelimesine değil, hatırladıkları şekilde aktarmalı. Yazdıkları, yaşadığı, başkalarından dinlediği olayları nasıl aktardığına dayanan bir yazar olarak "nasıl hatırladığı" kısmı belki de onun gerçekçiliğini büyülü, kendisini de büyülü gerçekçiliğin ustası yapan.
Kolombiya'nın Macondo kentinde geçiyor Yaprak Fırtınası ve gerçekten kenti ziyaret etmiş kadar oluyorsunuz. Muz fabrikasının uçurduğu tozlar burnunuza kaçıyor, aşırı sıcaklıkla birlikte her yerinize yapışıyor ve nefesinizi daraltıyorlar. Biraz batıl inanç, biraz folklor ve biraz da delilik sarıyor etrafınızı... Çoğu eleştirmenin de bence doğru bir şekilde gözlemlediği şekilde Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık öncesi yazdığı eserleri adeta bu romanı yazmaya bir hazırlık gibi. İşte bu yüzden şimdi eski eserlerine dönüp, nereden nereye geldiğini görmek inanılmaz bir yolculuk oldu benim için. Yüzyıllık Yalnızlık'ı da en sona saklıyorum o "big finish" için. 
Tanıtım Yazısı:

1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü 'Gabriel Garcia Marquez'e veren İsveç bilimler Akademisi, bu ödülün gerekçesinin şöyle açıklıyordu: 'Gerçekle gerçeküstünü, bir anakaranın yaşamını ve çelişkilerini zengin bir hayal dünyasında birleştiren roman ve çelişkilerinden dolayı bu ödül Gabriel Garcia Marquez'e verilmiştir.

Buradan satın alın; Gabriel Garcia Marquez - Yaprak Fırtınası

Bu kitapla ne dinlenir: Badly Drawn Boy - Pissing in the Wind

Bu kitapla ne içilir: Buzlu çay

Gabriel Garcia Marquez - İyi Kalpli Erendira

/ Sunday, June 1, 2014 /
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Marquez'in öykü koleksiyonlarını büyük bir zevkle okuyorum. İyi Kalpli Erendira da bunlardan biri oldu. Kitapta, yazarın 1961, 1968, 1970 ve 1972 yıllarında yazdığı öyküler var. Yazısının nasıl geliştiğini görmek çok ama çok güzel bir yolculuk. Şunu da söylemek gerekir ki, hep ama hep büyülüymüş dünya Marquez'in gözünden. Ve yıllar ilerledikçe de büyü daha bir artmış, gerçekle daha bir harmanlanmış... 

Ölümle yaşam arasındaki o tek nefeslik mesafe mesela hem sinir bozucu, hem de oldukça büyüleyici. Aşkın Ötesinde Sürekli Ölüm'de mesela ölü bir adamı son yolculuğuna en iyi şekilde yollamak için köyün bütün kadınları seferber oluyor. Ancak "uykuda da yaşamaya devam etme yeteneğine" sahip büyükanne ve torununun hikayesini anlatan İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü beni en çok etkileyen öykü oldu. Belki de kitabın tanıtımında da belirtildiği gibi Yüzyıllık Yalnızlık'ı okurkenki hisleri uyandırdığı içindir.

Bu yıl okuyacağım Marquez kitapları daha bitmedi. Hem ağlamaklı oluyorum, hem büyüleniyorum, hem de gülümsüyorum hala onun kelimelerini içime çekerken. Çok ama çok güzel bir yolculuk var hala önümde...

Tanıtım Yazısı:

İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü", bir öykü derlemesi değil. Gabriel Garcia Marquez'in 1972 yılında yazıp bir araya getirdiği öyküler kitabına verdiği ad bu. Yedi öykü var bu kitapta. Kitaba adını veren son öyküye kısa roman da diyebiliriz. Bu öyküleri yazdığında Gabriel Garcia Marquez, ünlü "Yüzyıllık Yalnızlık" adlı başyapıtını yazmış, yazarlığının doruğuna çıkmıştı. Gabriel Garcia Marquez'in keşfettiği ve kendinden sonra pek çok yazarı etkileyen "büyülü gerçekçilik", bu öykülerde bütün boyutlarıyla görülür. Özellikle kitaba adını veren "İyi Kalpli Erendira"da saflık ve kötülük, aşk ve nefret, somut birer kişilik kazanırken, öykü de gitgide ortaçağ destanlarına, halk ozanlarının türkülerine benzemeye başlar. Ülkemizde çok sevilen bu ünlü Kolombiyalı yazarın İspanyolca aslından çevrilen bu birbirinden güzel öykülerini kıvançla sunuyoruzİyi kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü, bir öykü derlemesi değil. Gabriel Garcia Marquez'in 1972 yılında yazıp bir araya getirdiği öyküler kitabına verdiği ad bu. Yedi öykü var bu kitapta. Kitaba adını veren son öyküye kısa roman da diyebiliriz.


Bu kitapla ne içilir: Limonata

Bu kitapla ne dinlenir: Tori Amos - Icicle

Gabriel Garcia Marquez - Hanım Ana'nın Cenaze Töreni

/ Sunday, April 20, 2014 /
Dedelerim gitti benim; dedesiz kaldım. 

Şimdi anlıyorum Bon Jovi'nin "Bütün kahramanlarım öldü anne, bilmiyor musun?" derken neler hissettiğini...

İlki Balıkçı Dedem oldu. İnsanları üzmemeyi, her şeyin iyi yanını görmeyi, sevdiğim insanlara önem vermeyi, hal hatır sormayı, istediğimi başarmak için elimden geleni yapmayı öğrendim ondan. İlk bilgisayarıma, ilk bisikletime onun sayesinde sahip oldum. Yaz günleri uyandığımda koşa koşa odasına koştum, başımı göğsüne dayayıp hikayelerini dinledim. Kim bilir hatırlayamadığım daha neler kattı bana.

17 Nisan Perşembe gecesi Gabriel Garcia Marquez dedemi de kaybettim. Aşkı onun kelimelerinden öğrendim ben. Büyümenin değil, içindeki çocuğu kaybetmenin insanı mahvettiğini ondan öğrendim. Gerçekliğin içinde büyü bulmayı, burnumu sayfaların arasına sokup başka diyarlarda kaybolmayı ondan öğrendim.

Aynı gece, Hasan Dedem de yummuş hayata gözlerini. Öyle bir adamdı ki, kardeşim ve ben yazlıktaki sedirlerde rahat uyuyalım diye elinde sinek kovucuyla başımızda nöbet tutardı. Öyle bir adamdı ki ayaklarımız kesilmesin diye denizdeki taşları teker teker çıkarır, kıyıya atardı. Öyle bir adamdı ki dondurmayı ısmarlayan o olsun diye tavlada bile bile yenilirdi…


Artık kiminle balık tutacağım? Kim bana arabayı park edince el frenini çekmem gerektiğini tekrar tekrar hatırlatacak? Kim okumam için kucağımı kitaplarla dolduracak? Kim annemler görmeden ceplerimi gofretle dolduracak? Kim bacakları yorgunluktan titrer halde kumdan kaleler yapmama yardım edecek? Kim bana hikayeler anlatacak?

Eskiye takılanlar, ileriye gidemez diyorlar. Ama iyidir eskiler. Sevdiklerimizi, bizi sevenleri hatırlamak iyidir. Umarım Balıkçı Dedemin temiz kalbinden, Hasan dedemin hayatı tiye alışından, Marquez dedemin büyüsünden bana da bir şeyler bulaşmıştır.


Bo yorum yorum olmadı, biliyorum. Ama özellikle şimdiye kadar hiç Marquez okumadıysanız Hanım Ana'nın Cenaze Töreni'nden başlayın derim. Böylece onun hem yürek bukan, hem eğlenceli, hem de "büyülü" dünyasının tadına tek kitapta bakabilirsiniz. Eminim sonrasında ne yazdıysa yalayıp yutmak isteyeceksiniz. Bu sene ağlaya ağlaya Marquez okuyacağım kesinleşmiş durumda. Bundan sonrakiler için yorum gibi yorum yazmaya çalışacağıma söz veriyorum.


Tanıtım Yazısı:

Gabriel Garcia Marquez"in, yedi öyküsüyle birlikte kitaba adını veren, hayali bir cenaze töreni temasını işlediği "Hanım Ana'nın Cenaze Töreni" adlı uzun öyküsü 1962 yılında yayımlandığında, o günden sonra "Gabriel Garcia Marquez" yapıtlarının ana ögesi olacak olan "büyülü gerçekçilik", tüm görkemiyle ortaya çıkmış oluyordu. Yine Macondo ve yöresinde, bize bildik gelen kişiler ve olaylarla örülü bir dizi öykü arasında unutulmaz bir gezinti niteliğinde bu kitabında "Gabriel Garcia Marquez", gerçeği bizlere daha iyi iletebilmek için trajikomedi, mizah ve fantezi ögelerini ustalıkla bir arada dokuyarak kendi hayal dünyasının kapılarını okuyucuya açıyor.


Bu kitapla ne içilir: Tatlı bir şeyler.

Bu kitapla ne dinlenir: KT Tunstall - Throw Me a Rope

Alice Munro - Bazı Kadınlar

/ Sunday, April 6, 2014 /
Bazı Kadınlar'ı okuduktan sonra Alice Munro'nun 2013 yılındaki Nobel Ödülü de dahil olmak üzere neden bu kadar çok ödüle layık görüldüğünü anladım. canlabirsene projemiz sayesinde, biraz da tesadüfen tanıştım yazarla. Ve daha ilk "date"imizde hem üzdü beni, hem sinirlendirdi, hem düşündürdü, hem de kendimi ve çevremdekileri sorgulattı.
Farklı kadınların farklı hayatlarının ele alındığı bu öykü koleksiyonunda Munro'nun çok ama çok iyi bir gözlemci olduğunu ve insanların hangi durumlarda neler hissettiğini çok iyi anladığını görüyoruz. Doree, evlendiği adamın üzerinde psikolojik baskı kurmasına izin veren, buna rağmen adamı hapishanede bile ziyaret eden bir kadın mesela. Başka bir hikayede genç bir kız, zengin bir adamı evinde ziyaret ederek ona çırılçıplak bir şeyler okuyor. Bir diğerinde cinayet, bir başkasında ise bebeği 5 aylık olmasına rağmen onu emzirmeyi bırakmayan bir kadın var.

Çoğunluğu, kendilerince otoriteye, toplumun onayına karşı gelen, bildiklerini okuyan kadınlar. Munro onları hem herkesin başına her gün gelebilecekmiş gibi görünen olayların, hem de kırk yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek durumların içine koyuyor. Bunu yaparken de normalde hepimizin atlayacağı ayrıntıları ortaya çıkarıyor. Bu yıl bir Munro daha okuyacağım için heyecanlıyım açıkçası.

Tanıtım Yazısı:

Eleştirmen Leah Hager Cohen şöyle diyor: öykülerini okurken, 'Munro benim aklımdan geçenleri nasıl bilebilir?' diye düşünüyorum. Aslında Munro'nun yaptığı, büyük bir alçakgönüllülükle bir duyguyu paylaşmak, sizi bir başka dünyaya çekmek, bir başkasının ritmiyle size soluk aldırmak, bir başkasının gördüklerini kendiniz görüyormuş duygusunu yaşatmak.

Buradan satın alın; Alice Munro - Bazı Kadınlar

Bu kitapla ne içilir: Bitki çayı

Gabriel Garcia Marquez - Mavi Köpeğin Gözleri

/ Sunday, January 26, 2014 /
Kendinizle mezarınız arasında yalnızca ölümünüz olduğunu hiç düşündünüz mü? Veya aynadaki yansımanızın sizi neden taklit ettiğini? Peki, ağaçtaki portakalların içinin birisinin “ölümün mutlak soluğuyla buz kesmiş etiyle” dolduğunu bilseydiniz o portakalları yiyebilir miydiniz? Ya da gözkapaklarınız kapalıyken hayat enerjisinden müthiş tasarruf ettiğinizi, organizmanızın gereksiz harcamalar yapmasını tamamen engellediğinizi biliyor muydunuz? 
Mavi Köpeğin Gözleri, Gabriel Garcia Marquez’in dünyanın dört bir yanında okurların kalbini kazanan Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk gibi eserlerinin öncesinde, 1947-1955 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri barındırıyor. Gerçeklikle büyüyü etkileyici bir biçimde bir araya getirebilen Marquez, okurlarını her satırda şaşırtmaktan da geri kalmıyor. Büyülü gerçekçiliğin yaratıcısı olarak bilinen yazar, zaman kavramı olmayan öykülerinde gerçekle masal arasında gidip geliyor. Masallar kadar büyülü olduğu gibi 3’üncü sayfa haberleri kadar da rahatsız edici olabilen hikayeler insana cidden “Marquez anlatılmaz, yaşanır” dedirtiyor.

Gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adamın hikayesini ele alan Çullukların Gecesi benim favorim oldu. Sonradan fark ettim ki tanıtım yazısında Marquez’in bu hikayeyi Yüzyıllık Yalnızlık’a bile değişmem dediği belirtilmiş. Özellikle Marquez’in dünyasına nereden dalacağını bilemeyenler için çok güzel bir başlangıç olur Mavi Köpeğin Gözleri.

Tanıtım yazısı:

"Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. 'Çulluklar gözlerimizi oydu,' dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: 'Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar.' Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik." 

Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm... 

Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel García Márquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor.

Yazarın ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, Márquez'in 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Márquez şenliği.



Bu kitapla ne içilir: Alışık olmadığınız bir şeyler tercih edilebilir. Sıcak çikolatanın içine marshmallow atılabilir mesela.
Bu kitapla ne dinlenir: Amanda Palmer and Neil Gaiman -Psycho

Labels

1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1) 2001 nobel edebiyat ödülü (1) 2010 nobel edebiyat ödülü (1) 30 Şubat (1) A. S. Byatt (2) Acı Çikolata (1) adem uludağ (1) Ağustosta Tatil (1) alan pauls (1) albert camus (2) Alessandro Baricco (3) Alessandro Barico (1) alev püskürtenler (1) alexander pechmann (1) Alexandre Jardin (1) alice munro (2) Allah Senden Razı Olsun Bay Rosewater (1) Alman edebiyatı (1) Alphonse Daudet (1) Altın Defter (1) Altın Ejder Krallığı (1) amelie nothomb (1) Amerikana (1) Andre Gide (1) anlatı (3) ann hood (1) Antonio Tabucchi (2) Arkadaşlık (1) arthur conan doyle (1) Arundhati Roy (1) aşk (2) Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz (1) Aşk Romanları Okuyan İhtiyar (1) Aşk ve Gurur (1) aşk ve ölüm üzerine (1) Aşktan ve Gölgeden (1) Atiq Rahimi (1) Ay ve Şenlik Ateşleri (1) aydın emeç (1) Aydın Engin (3) Ayfer Tunç (2) Ayrı Yol (1) bahçede felsefe (1) Baskervillelerin Köpeği (1) Baykuşun Günü (1) bazı kadınlar (1) behçet necatigil (1) Ben Frankfurt’ta Şoförken (1) bernd brunner (1) Bernice Rubens (1) beş peri hikayesi (1) beyazlı kadın (1) Bin Dokuz Yüz (1) Bir Aile Romanının Sonu (1) Bir Burjuvanın İtirafları (1) Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (1) Bir Gençlik (1) Bir Gülme Salgınının Romanı (1) Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu (1) bir intihar efsanesi (1) bir kaçırılma öyküsü (1) bir plak güzellemesi (1) Bir Rengin Tarihi (1) biraz dolaşacağım (1) birsel uzma (1) Biyografi (3) boris vian (1) Bruno Nardini (2) Bülbülün Gözündeki Cin (1) burma günleri (1) büyücü (1) Büyülü Dağ (2) büyülü gerçekçilik (1) Çağdaş Kürt Edebiyatı Öykü Seçkisi (1) Can çocuk (6) can deneme (3) can düşünce (1) can gotikromantik (4) can inceleme (1) can öykü (3) can öz (1) can roman (25) Can Roman Dizisi (7) can şiir (1) can yayınları (73) can yayınları gerilim (3) can yayınları öykü şenliği (7) Canım Sevgilim Inés (1) çarin laneti (1) carlos fuentes (2) Carmilla (1) carol dyhouse (1) Cemo (1) cesar aira (1) Cesare Pavese (4) charles dickens (1) Chimamanda Ngozi Adichie (1) christine orban (1) Cicim (1) çiğdem öztürk (1) Çin (1) cinayet oyunu (1) Çılgın Kalabalıktan Uzak (1) Çılgın Nar Ağacı (1) claire kendal (1) Claudine Monteil (1) çocuk kitabı (1) Çöl (1) Colette (1) D. H. Lawrence (1) damon young (1) Daniel Galera (1) Daniel Kehlmann (1) david vann (3) Değirmenimden Mektuplar (1) Delilikten Kurtar Bizi (1) deneme (3) deniz canefe (1) deniz kavukçuoğlu (1) Denizi Yitiren Denizci (1) dh lawrence (1) Dino Buzzati (1) Doris Lessing (3) Dörtlü (1) Dostoyevski (1) dr watson (1) Dünya Edebiyatı (2) dünya klasikleri dizisi (5) Dünyanın Ölçümü (1) dünyanın sonundaki ev (1) Düşünce (1) duygu akın (1) Duygusal Bir Yolculuk (1) Emma (1) ercan y yılmaz (1) esra birkan (1) eva luna anlatıyor (1) Evlilik (1) Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız (1) eylülün gölgesinde bir yazdı (1) f scott fitzgerald (1) F. Scott Fitzgerald (1) Fanfan (1) feminizm (1) ferit edgü (1) Fernando Pessoa (2) Fil (1) Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş (1) filozofların karnı (1) Floransa Büyücüsü (1) flores geceleri (1) Flört (1) Fransız Edebiyatı (1) friedrich balkonunda (1) gabriel garcia marquez (10) Gaetan Soucy (1) gece inerken (1) Geceyarısı Çocukları (1) Geniş Geniş Bir Deniz (1) George Eliot (1) george orwell (2) gerçek hesap bu (1) gezi yazısı (1) Girit (1) Gizli Başyapıt (1) Gökkuşağı (1) gösteriş (1) Gözyaşlarımı Sileceğim Gün (1) grazia deledda (1) Guillermo Cabrera Infante (1) gülünesi aşklar (1) gümüş karası deniz (1) Gündüz Güzeli (1) güneş tutulması (1) Günlük Yaşamdan Sanata (1) gustave flaubert (1) güvercin (1) handan balkara (1) hanım ananın cenaze töreni (1) havana (1) hayalet şehir (1) Hayatın O Güzel Şarkısı (1) Hayvan Çiftliği (1) Heinrich Böll (1) Heinrich von Kleist (1) henry james (1) Hermann Hesse (1) Hiroşima Sevgilim (1) hınzır kız (1) Homo Faber (1) Honore de Balzac (1) Horace Walpole (1) Huzursuzluğun Kitabı (1) İçimizdeki Şeytan (1) inceleme (1) inci kut (1) inci yankı (1) İnsancıklar (1) İpek (1) İrfan Yalçın (1) İri Memeler ve Geniş Kalçalar (1) isabel allende (7) Isabel İçin Bir Mandala (1) Italo Svevo (1) İtalo Svevo (1) italyan edebiyatı (1) iyi kalpli erendira (1) J. M. Coetzee (2) J.M. Coetzee (1) james hilton (1) Jane Austen (3) Japon edebiyatı (2) Japon edebiyatı Yaz Ortasında Ölüm (1) Japonya (2) jasper kent (3) Javier Marias (1) Jean Rhys (2) Jean-Claude Carriere (1) Jean-Paul Sartre (1) Johann Wolfgang Von Goethe (1) john banville (1) johnny sosa'nın şarkısı (1) jose mauro de vasconcelos (1) José Mauro de Vasconcelos (1) Jose Saramago (1) Joseph Kessel (1) Julio Cortazar (1) Julio Llmazares (1) Jun'ichirō Tanizaki (1) kaderin kızı (1) kadınlar (1) Kana Bulanmış Sakal (1) kara sohbet (1) Katedral (1) Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru (1) Kaybolan Sevgililere Yollar (1) kayıp kitaplar kütüphanesi (1) keçi dağı (1) kediler güzel uyanır (1) Kemal Bilbaşar (1) Kenzaburo Oe (1) Kibritleri Çok Seven Küçük Kız (1) kitap kapakları (1) Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın (1) kırk merak serisi (7) Kırmızı (1) Kızıl Darı Tarlaları (1) klasikler (13) koca sevimli dev (1) kolera günlerinde aşk (1) kör nişancı (1) Korkmuyorum (1) Körlerin Şarkısı (1) Körlük (1) küba (1) küçük şeylerin tanrısı (1) Kurbanı Beslemek (1) Kurnaz Tilki (1) kurt vonnegut (3) Kuşatılmış Yaşamlar (1) kutlay sındırgı (1) Kvaidan (1) ladu chatterley'nin aşığı (1) lady chatterley'nin aşığı yorum (1) Lafcadio Hearn (1) Latin Amerika (1) Laura Esquivel (2) Laurence Sterne (1) Le Clezio (1) Leonardo Da Vinci (1) Leonardo Sciascia (1) linn ullmann (1) Louis Althusser (1) Luis Sepulveda (2) Luis Sepúlveda (1) lupita ütü yapmayı seviyordu (1) Lütfen Sessiz Olur Musun (1) Lütfen? (1) Madam Sousatzka (1) madame bovary (1) magnus (1) Malcolm Lowry (1) Malte Laurids Brigge'nin Notları (1) Mansfield Park (1) manuel puig (1) Marguerite Duras (1) Mario Delgado Aparain (1) mario vargas llose (1) Markus Werner (1) Martıya Uçmayı Öğreten Kedi (1) Mathias Enard (1) Matisse Öyküleri (1) Mavi (1) mavi köpeğin gözleri (1) mavi sakal (1) Max Frisch (1) maya'nın günlüğü (1) meksika (1) mektup (1) michael cunningham (2) Michael Kohlhaas (1) Michel Houellebecq (2) michel onfray (1) Michel Pastoureau (1) Michelangelo (1) Miguel de Unamuno (1) miguel littin (1) Mihail Bulgakov (1) Mihail Lermontov (1) milan kundera (1) Mırıldandığım Öyküler (1) Mo Yan (2) moda'da gezinti (1) Mr. Gwyn (1) Nadeem Aslam (1) nadine gordimer (1) Nazlı Kar (1) Nefret (1) nejat işler (1) Niccolo Ammaniti (1) Nikos Kazancakis (2) nobel edebiyat ödülü (3) noel şarkısı (1) Odisseus Elitis (1) ölüm ilanı yazarı (1) on dokuz numaralı oda (1) on üç yıl sonra (1) oniki (1) örümcek kadının öpücüğü (1) otobiyografik roman (1) Otranto Şatosu (1) öykü (26) Özgürlük Aşıkları (1) Parma Manastırı (1) Patagonya Ekspresi (1) patrick mcgrath (1) Patrick Modiano (1) patrick süskind (2) Paul Auster (1) pekin'de sonbahar (1) Pereira İddia Ediyor (1) Peter Nadas (1) pislik (1) pınar aslan (1) polisiye (2) popüler tarih (1) Portekiz edebiyatı (1) psikolojik gerilim (1) Rabo Karabekian (1) rachel kushner (1) Rainer Maria Rilke (1) Raymond Carver (4) Raymond Radiguet (1) regaip minareci (1) roald dahl (1) Romain Puertolas (1) Romain Puértolas (1) roman (89) Rus edebiyatı (1) Sabır Taşı (1) Sabri Gürses (1) Şafakta Üç Kez (1) Salman Rushdie (2) sandor marai (1) Sapma (1) Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı (1) sardinya efsaneleri (1) sarı yağmur (1) Satürn'ün Halkaları (1) Savaşları Kralları ve Filleri Anlat Onlara (1) Şebnem Şenyener (1) Sedat Girgin (1) Semin Sayıt (1) senaryo (1) senin kitabın (1) Senin Köylerin (1) şer saati (1) serdar rifat kırkoğlu (1) şexo filik (1) şeyda öztürk (1) Shakespeare Olmak (1) Sheridan Le Fanu (1) sherlock holmes (1) sibel sakacı (1) Siddhartha (1) şiir (2) Silas Marner (1) şili'de gizlice (1) Simone de Beauvoir (1) sinan fişek (1) Sis (1) sisifonos söyleni (1) sırma köksal (1) Son Patron (1) Son Valsi Bana Sakla (1) stella düşerken (1) Stendhal (1) Stephen Greenblatt (2) süleyman doğru (2) susan fletcher (1) sylvie germain (1) tahsin yücel (1) taklitçiler (1) Tango'dan Taliban'a (1) Tanrı'yı Gören Köpek (1) tarih (1) Taşra Hayatından Manzaralar (1) Temel Parçacıklar (1) Thomas Hardy (1) Thomas Mann (3) Tırmık'a Tırmık (1) Tomris Uyar (1) Tuhaf Şeylere Dair Öyküler (1) türk edebiyatı dizisi (2) Türkiye (1) Türkü Söylüyor Otlar (1) Tutiname (1) Umberto Eco (2) Ümit Alan (1) Usta ile Margarita (1) Utanç (1) Uwe Timm (1) Uzaklıklar Eski Denizler (1) uzanma sanatı (1) uzun öykü (5) v.s. naipaul (1) vasconcelos (2) veba (1) vefasız peri (1) Venedik'te Ölüm (1) virginia ile vita (1) virginia woolf (1) W.G. Sebald (1) washington meydanı (1) wilkie collins (1) yaban muzu (1) yabancı (1) yalınayak yaşamak (1) Yalnız Kadınlar Arasında (1) Yamaçta (1) Yanardağın Altında (1) Yanılsamalar Kitabı (1) yaprak fırtınası (1) yaşamaya bak (1) Yaşlılık (1) yatay yaşamın elkitabı (1) Yavaş Adam (1) Yazınsal Yaşamlar (1) yekta kopan (1) Yeniden Çarmıha Gerilen İsa (1) Yeşil Peri Gecesi (1) yiğit okur (1) yitik ufuklar (1) Yorgun Sevda (1) Yukio Mişima (2) yüzyıllık yalnızlık (1) Zamanımızın Bir Kahramanı (1) zelda fitzgerald (1) Zeno'nun Bilinci (1) Zeyyat Selimoğlu (1) Zorba (1)

Hakkımızda

Merhaba! CAN'la Bir Sene Simay ve Elif'in yıl boyunca Can Yayınları'ndan okudukları 52 kitabı inceleyen bir blog. Her hafta en az bir kitap okumalıyız düşüncesiyle yola çıktık. Okuduklarımızı herkesle paylaşıp, insanlara okuma aşkımızı bulaştırmayı da iş edindik. Umarız siz de bizimle birlikte okur ve yeni yıla bambaşka bir insan olarak girersiniz.
 
Copyright © 2010 CAN'la Bir Sene, All rights reserved
Design by DZignine. Powered by Blogger